Genç bir partnerle birlikte olan bir kadın ve bir erkeğin yolları, onları toplumun beklentilerine meydan okuyan cesur ve kışkırtıcı bir aşkın içine sürükler. Aralarındaki yaş farkı, dışarıdan bakıldığında bir engel, hatta bir tabu gibi görünse de, ikisi de kalplerinin söylediği gerçeğe kulak vermeyi seçer.
Zaman zaman yargılanan, zaman zaman da kendilerinden bile sakladıkları duygularla yüzleşmek zorunda kalan bu iki insan, aşklarında dürüst, ilişkilerinde ise samimi olmayı öğrenir. Birlikte geçirdikleri her an, onları daha da derin bir bağa sürüklerken; karşılaştıkları her zorluk, aralarındaki tutkuyu daha da ateşler.
Bu hikâye, yaş farkının değil, yüreğin cesaretinin belirlediği ilişkilerin mümkün olduğunu gösteren, ateşli olduğu kadar duygu dolu bir aşk yolculuğu…
Yıllar sonra sahnelerden çekilip evine dönen ünlü bale dansçısı Tan Si Ting, kalbinde hâlâ özel bir yeri olan eski aşkı Feng Rui ile romantizmi yeniden başlatmayı umut eder. Ancak geçmişte yaşanan yanlış anlaşılmalar ve Feng Rui’nin artık bekar bir baba olarak taşıdığı sorumluluklar, yollarını yeniden birleştirmeyi sandığından çok daha karmaşık hâle getirir.
Tam da bu dönemde, Tan Si Ting’i yıllardır uzaktan seven biri duygularından asla vazgeçmediğini göstererek hayatına yeniden dâhil olur. Böylece Tan Si Ting, yalnızca geçmişiyle değil, hiç beklemediği yeni bir sevgi ihtimaliyle de yüzleşmek zorunda kalır.
Tan Si Ting ve Feng Rui, çözülememiş hislerin, yarım kalmış cümlelerin ve kalplerini hâlâ acıtan hatıraların arasında savrulurken; aşk, kalp kırıklığı ve kaderin ince dokunuşlarıyla örülü bir fırtınanın tam merkezine çekilirler.
Bazen ikinci şanslar, en zorlu sınavları beraberinde getirir…
Genç ve dünyadan bihaber olan Hua Fu Sheng, tüm yaşamını tıbba adamıştır. Alışılmışın dışındaki tedavi yöntemleri nedeniyle şehir halkı tarafından hem hayranlıkla hem de korkuyla karşılanır. Ancak ardı ardına yaşanan yüzlerce doktor ölümü, şüphelerin onun üzerinde toplanmasına yol açar. Ustasının geride bıraktığı gizemli mektup ise onu, efsanevi “Cennetten Gelen Kitap”ın izine sürükler.
Bu sırada, Liangzhou Şehri Lordu’nun zekâsıyla ün salmış kızı Wen Jue ve yüzlerce operanın varisi, söz ustası Gu Tian da aynı olayların içine çekilir. Üçlü birlikte Liangzhou’ya doğru yola çıkarak karanlık sırları çözmeye girişir. Ancak Wen Jue, Hua Fu Sheng’in şehirde bir klinik açmasını engellemek için ailesinin gücünü kullanmaktan çekinmez. Gu Tian ise insanları ikna etme konusundaki üstün yeteneğiyle önemli bilgiler toplamayı başarır.
Hua Fu Sheng, Liangzhou’daki yoksullara şifa dağıtırken bir yandan da gördüğü her ipucunun peşinden gider. Fakat şehirde ardı ardına yaşanan tuhaf olaylar, bulmacayı daha da karmaşık hale getirir. Gerçeğe yaklaştıkça, Liangzhou’nun yıllardır gizlenen karanlık geçmişi yavaşça gün yüzüne çıkmaktadır.
Hua Fu Sheng, gelişinin Liangzhou’da sessiz ama güçlü bir dalga etkisi yaratacağından habersizdir…
1930’ların başında, modernleşen ama aynı zamanda karanlık sokaklarında türlü suçların dolaştığı Şanghay…
Şehrin en prestijli kız üniversite yurdunda bir öğrenci, kimse tarafından açıklanamayan bir şekilde ölü bulunur. Olay, dönemin basınında bile sansasyon yaratır.
Soruşturma için görevlendirilen Merkez Karakolu Dedektifi Guan Cen, olay yeri incelemeleri sırasında yurtta okuyan parlak ama başına buyruk bir öğrenciyle karşılaşır:
Lu Yi Zhen.
Dedektiflik romanlarına hayran olan Yi Zhen, cinayet sahnesini çözümlerken Guan Cen’i bile şaşırtacak çıkarımlarda bulunur. Bu beklenmedik karşılaşma, yalnızca bir ölümün ardındaki sırları değil, aynı zamanda on yedi yıl önce işlenmiş karanlık bir çocuk kaçırma vakasının da üzerindeki tozu kaldırır.
Fakat gerçeğe çok yaklaşmaları, o dönem dosyanın aniden kapatılmasıyla yarım kalır.
İki Yıl Sonra…
Şanghay, ilk kez kadın polis alımı yapacağını duyurur.
Lu Yi Zhen, geçmişte bıraktığını sandığı gerçekleri bulmak için bu alıma katılır — ve kabul edilir.
Onun eğitim amiri ve yeni doğrudan üstü ise…
yıllar önce yollarının kesiştiği Dedektif Guan Cen’dir.
Artık aynı karakolda, ardı ardına patlayan gizemli vakaları çözmek zorunda kalan ikili, hem iş ortaklığına hem de gölgede kalmış duygularına alışmaya çalışır. Fakat asıl sınavları, yıllar önce yarım kalan o dosyayla yeniden yüzleşmek olacaktır.
Çocuk kaçırma vakası yeniden açılır.
İpucu peşine düştükçe, karanlık daha da derinleşir.
Gerçekler ortaya çıktıkça, hem Guan Cen’in hem de Yi Zhen’in geçmişiyle bağları sarsılır.
İkili, Şanghay’ın sisli sokaklarında ilerledikçe sadece suçluları değil, kendi kabuslarını da alt etmek zorundadır.
Gerçek, yıllardır saklanan bir sır olarak değil…
bir bedel olarak geri dönecektir.
Bir üniversitede alınan tartışmalı ve garip bir karar, kampüste büyük bir kargaşaya yol açar:
Bilgisayar Mühendisliği bölümü ile Modellik bölümü, derslerin bir kısmını ortak yürütmek zorunda kalır.
Birbirinden tamamen farklı iki dünyanın öğrencileri istemeden aynı sınıfa sürüklenir. Mantık ile estetik, algoritmalar ile podyum duruşu aynı derslikte buluşur. Bu tuhaf birleşmenin ortasında iki isim öne çıkar.
Kang Min Hak, modellik bölümünün yıldızıdır. Bir flört programına katılıp hızla ünlenen Min Hak, kısa sürede bir milyon takipçili bir sosyal medya fenomenine dönüşmüştür. Girdiği her ortamda dikkatleri üzerine çeken güçlü bir karizmaya sahiptir. Ancak bu popülerliğin ardında sakladığı yorgunluklar ve baskılar, kimsenin görmek istemediği kadar gerçektir.
Diğer yanda ise Ju Yeon San vardır. Bilgisayar mühendisliğinin en parlak öğrencisi olan Yeon San, kodları çözer gibi hayatı da analiz etmeye çalışır. Karmaşık problemleri saniyeler içinde çözebilecek kadar zekidir; fakat tek bir hata yaptığında tamamen kilitlenen, mükemmeliyetçiliğin gölgesinde yaşayan kırılgan bir tarafı vardır. Gününü ekran karşısında geçirir, sosyal hayatı minimumdadır ve aşk kavramı onun için çözülememiş gereksiz bir değişken gibidir.
Bu iki zıt dünya, ortak derslerde istemeden çarpışır.
Başlangıçta sadece “zorunlu bir etkileşim” gibi görünen bu karşılaşmalar, kısa sürede karmaşık bir bağa dönüşmeye başlar.
Min Hak’ın ışıltılı ama boşluk dolu dünyası, Yeon San’ın sessiz fakat derin evreniyle çarpışırken; ikisi de kendi eksik yanlarını fark eder. Birbirlerinin hayatlarına küçük adımlarla girer, sonra çıkamaz hâle gelirler.
Artık mesele sadece dersleri birlikte yürütmek değildir.
Podyumun yıldızı ile kodların dahisi, hiç beklemedikleri bir duygusal denklemde kendilerini bulurlar.
Yetenek ajansı başkanı Ioka Saki, yoğun bir günün ortasında ofisine gelen acil bildirimle sarsılır. Ünlü bir haftalık dergi, ajansın gözden çıkarmaya niyeti olmayan yıldız aktörlerinden biri olan F hakkında bir “aldatma skandalı” yayımlayacaktır.
Haberi kaleme alan isim ise sektörde nam salmış, sayısız skandalı gün yüzüne çıkararak birçok kariyeri alaşağı eden Weekly Buncho muhabiri Hirata Kanade’dir. Keskin kalemi, gölge gibi iz sürdüğü araştırmaları ve geri adım atmayan tavrıyla bilinen Kanade’nin adının geçmesi bile büyük bir fırtınanın yaklaşmakta olduğunu hissettirir.
Ajans, haberin yayınlanmasını durdurmak için dergiyle yoğun bir pazarlık ve çatışma sürecine girer. Saki, hem aktörünü hem de şirketinin itibarını korumak için tüm gücünü ortaya koyar; ancak derginin elinde ne tür kanıtlar olduğu hâlâ büyük bir soru işaretidir.
Her şey sadece bir skandal haberinden ibaretmiş gibi görünse de, perde arkasında bambaşka bir gerçeğin saklandığı kısa sürede anlaşılır. F’nin özel hayatıyla ilgili ortaya çıkan iddialar, eğlence endüstrisinin yıllardır süren karanlık düzenine, saklı ilişkilerine ve güç oyunlarına işaret eder.
Skandalın gerçek yüzü yavaş yavaş gün yüzüne çıktıkça, hem ajans hem de dergi kendilerini yalanların, manipülasyonların ve çıkar çatışmalarının ördüğü bir labirentin içinde bulur.
Ioka Saki, gerçeğe ulaştıkça şunu fark eder:
Bu sadece bir aktörün özel hayatı değildir…
Bu, tüm sektörü sarsabilecek bir hakikat zincirinin ilk halkasıdır.
Bu dizi, ülkeyi savunmak ya da dünya barışını sağlamak gibi büyük idealler için değil; ailelerini, komşularını ve çok sevdikleri mahallelerini korumak için yeniden bir araya gelen yedek özel kuvvetler biriminin hem aksiyon dolu hem de komik hikâyesini anlatıyor.
Bir zamanların efsane JDD özel harekat biriminden olan Choi Gang, artık bir sigorta müfettişi olarak sıradan bir hayat sürmektedir. Yine de eski günlerin izleri hâlâ üzerindedir: etkileyici fiziği, keskin sezgileri ve insanların ruh hâlini anında çözebilen olağanüstü empati yeteneğiyle dikkat çeker. İçinde hâlâ bir “savaşçı” yatmaktadır; ama bu kez savaşacağı şey teröristler değil, ailesini ve mahallesini tehdit eden olaylardır.
Mahallenin sevilen simalarından biri olan Kwak Byeong Nam ise eskiden HID terörle mücadele biriminde görev almış elit bir askerdir. Zorlu bir eğitim sırasında dizinden aldığı ciddi bir yara nedeniyle aktif görevden alınmış ve bakım taburuna geçmek zorunda kalmıştır. Askerlikten sonra sakin bir hayatı tercih ederek küçük bir donanım ve kırtasiye dükkanı işletmeye başlamıştır. Ancak mahalledeki rolü sadece bir esnaf olmak değildir:
Son 13 yıldır Sangri-dong gençlik derneğinin başkanı olarak hem düzeni sağlar hem de geri dönüşüm toplama işinin başında durarak çevreyi korur. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir adam gibi görünse de, gerektiğinde hâlâ eski bir özel kuvvetler askerinin dayanıklılığına ve disiplinine sahiptir.
Choi Gang ve Kwak Byeong Nam, birbirinden tamamen farklı hayatlar sürseler de, mahallelerinde ortaya çıkan gizemli bir tehdit onları yeniden aynı cephede buluşturur.
Bu kez amaçları ülkeyi kurtarmak değildir…
Ailelerini, komşularını ve yıllardır birlikte yaşadıkları o sıcak mahalleyi korumaktır.
Ekip, geçmişteki taktik becerilerini günümüzün komik ve tuhaf mahalle sorunlarına uyarlarken hem kahkaha hem de heyecan dolu bir macera başlar. Her biri sıradan hayatlar yaşayan ama içinde hâlâ bir kahraman taşıyan bu insanlar, izleyiciye hem aksiyon hem de samimiyet dolu bir hikâye sunar.
Dev bir holdingin tek varisi olan Yagami Yui, 20. yaş gününde ihtişamlı bir kutlama beklerken hayatı bambaşka bir yöne savrulur. Doğum günü partisinin tam ortasında gerçekleşen planlı bir kaçırma operasyonu, daha ilk dakikadan tamamen ters gider. Ekibin acemi üyesi Hayashida Daisuke, panik içinde kaçmayı başaramayınca Yui’yle baş başa kalır.
Fakat beklenmedik olan şudur:
Kurban rolündeki genç kadın, gözlerinde kararlı bir parıltıyla Daisuke’ye dönüp “Benimle kaç!” der.
Böylece tuhaf bir yolculuk başlar.
Birbirine yabancı bu iki kişi, bir anda hem polisin hem de şirket içindeki gölgeli güçlerin hedefi hâline gelir. Onları çevreleyen kuşatma giderek daralırken, dost ile düşman arasındaki çizgi bulanıklaşır. Yui’nin kaçmaya çalıştığı şey sadece bir suç örgütü ya da bir tehdit değildir; ailesinin ondan sakladığı büyük bir gerçek, geleceğini kelepçeleyen görünmez bir prangadır.
Daisuke ise suçlu olmak istemeyen, yanlış zamanda yanlış yerde bulunmuş sıradan bir adamdır. Ancak Yui’nin cesareti, kararlılığı ve taşıdığı o “gizli sır”, onu içinden çıkamadığı bir kader döngüsüne sürükler.
Kaçtıkça birbirlerine güvenmeyi öğrenirler.
Gerçeğe yaklaştıkça, Yui’nin kaçışının ardındaki gizem ortaya çıkar:
Onu kurtarmak isteyenler gerçekten “dost” mu?
Yoksa en büyük düşman, en yakınında mı saklanıyor?
Bir rastlantı sonucu başlayan bu kaçış, iki insanın da hayatını kökten değiştirmeye adaydır.
Gerçekliği kendi elleriyle yeniden yazmaya çalışan bu ikilinin yolu, onları ya özgürlüğe ya da geri dönüşü olmayan bir sona götürecektir.
Ölümlü dünyada unutulmuş bir prenses olan Kong Hou, talihin bir cilvesiyle ölümsüzlük âlemine adım attığında hayatı tamamen değişir. Daha ilk andan itibaren kendini, “tüm tarikatın kadın başrolü şımartma modu”nun merkezinde bulur.
Ustaları, kıdemli kardeşleri ve hatta rakip tarikatların temsilcileri bile ona kıymetli bir ruh közüymüş gibi davranır; önüne engel çıkmasın, kalbi bile incinmesin diye adım adım çırpınırlar.
Ama Kong Hou, sadece şımartılacak bir yetenek değildir.
Zihnini güçlendirmek, sınırlarını aşmak ve gerçek bir ölümsüz olmak için dağdan inmeye kendi karar verir.
Yolculuğu sırasında solgun, zayıf ve neredeyse güçsüz görünen Huan Zong’la karşılaşır. Fakat adamın üzerindeki sis bir anda dağılır; tek nefeste seviye atlayıp vahşi canavarlarla savaşacak kudrete ulaşır. Böylece ikili, ölümsüzlük âleminin ormanlarında, kadim kalıntılarında ve göksel sınavlarında yan yana mücadele eder.
Kong Hou doğuştan bir dâhidir; Huan Zong ise kaderi gizemlerle örülü bir bilgedir. Birbirlerinin eksik yanlarını tamamlayarak her savaştan daha da güçlenirler.
Ve sonunda Kong Hou, kendi seçimini yapar:
Onu tarikata geri getirir, resmî olarak damadı ilan eder ve tüm âlemlere meydan okurcasına yanında durur.
Artık ikisi de kaderlerini aşmış, içsel şeytanlarını yenmiş ve kendi çağlarının ustaları olmaya doğru yürümektedir.
Ling Cang Cang, genç yaşta dövüş sanatlarında ustalaşmış, adaleti her şeyin üzerinde tutan cesur bir savaşçıdır. Fenglai Köşkü’nü kurarak yozlaşmış yetkililerin ve karanlık Jianghu güçlerinin pençesinde kıvranan halk için bir sığınak yaratır. Güçlü iradesi, keskin zekâsı ve sarsılmaz adalet duygusuyla kısa sürede hem dostlarının güvenini hem de düşmanlarının korkusunu kazanır.
Bu sırada Nanqi Hanedanı’nın genç ekselansı Xiao Huan, sarayın ihtişamından uzak durarak halkın gerçek acılarını öğrenmek ister. Kimliğini gizler, sıradan bir gezgin olan “Bai Chi Fan” kimliğine bürünür ve ülkesini gizlice dolaşmaya başlar. Halkın sefaletini kendi gözleriyle gören Xiao Huan, elinden geldiğince yardım etmeye, yozlaşmış düzeni içeriden anlamaya çalışır.
Kader, Ling Cang Cang ile Bai Chi Fan’ı aynı yol üzerinde karşı karşıya getirir.
İlk başta birbirlerine temkinli yaklaşsalar da, kısa sürede aynı idealler uğruna savaştıklarını fark ederler. Birlikte rüşvetçi yöneticileri ortaya çıkarır, masumları korur ve Jianghu’ya huzuru yeniden getirmek için omuz omuza savaşırlar.
Ancak Xiao Huan’ın bilmediği bir gerçek vardır:
Ling Cang Cang, başbakanın kızıdır ve kaderinde “genç ekselansın gelecekteki kraliçesi” olmak yazmaktadır.
Kimlikler açığa çıktığında, yalnızca adalet için verdikleri mücadele değil, birbirlerine karşı büyüyen duyguları da sınavdan geçecektir. İkili zamanla hem kendi yollarını hem de ortak amaçlarını daha net görmeye başlar:
Halkı korumak, ülkeye huzur getirmek ve birlikte yeni bir düzen kurmak.