
Kırk yaşına yaklaşan Jiang Jia Qi, hayatının en kırılgan dönemlerinden birine adım atarken, uzun süredir ayakta tuttuğunu sandığı evliliğinin aslında çoktan çatlamış olduğunu acı bir şekilde fark eder. Eşinin, kendi çalıştığı kurumda üst düzey bir yöneticiyle yaşadığı gizli ilişkiyi öğrenmesi, onun için yalnızca bir ihanet değil; yıllar boyunca verdiği emeğin, sabrın ve sessiz fedakârlığın da inkârı gibidir. Bu sarsıcı gerçekle yüzleşirken, aynı anda iş yerinde de hedef hâline gelir. Hakkında fısıltılar dolaşır, bilinçli olarak dışlanır, yaptığı işler küçümsenir. Jia Qi, hem özel hayatında hem de kariyerinde köşeye sıkışmış hisseder.
Tam da bu karmaşanın ortasında, astı Liang Zhi An ile istemeden bir rüşvet vakasının içine çekilir. Zhi An, yirmili yaşlarının başında olmasına rağmen hayatın tüm ağırlığını omuzlarında taşıyan, içine kapanık ve mesafeli bir genç kadındır. Anne ve babasını erken yaşta kaybetmiş, babasından kalan borçlarla boğuşurken yatağa bağımlı büyükannesine tek başına bakmak zorunda kalmıştır. Hayat onun için umut dolu bir yol değil, karanlık bir tünel gibidir. Duygularını bastırmış, kimseye yük olmamayı öğrenmiştir.
Başlangıçta Jia Qi için Zhi An yalnızca sorumluluk alınması gereken bir çalışan gibidir. Ancak zamanla, bu genç kadının sessiz direnci ve hayata tutunma çabası, Jia Qi’nin sönmeye yüz tutmuş iç dünyasında beklenmedik bir kıvılcım yakar. Jia Qi, kendi yaralarını Zhi An’ın sessiz acılarında görürken; Zhi An da ilk kez birinin onu gerçekten anladığını hisseder.
İkiliyi çevreleyen yan karakterler, hikâyenin ruhunu derinleştirir: Küçük bir kamyonla hayata yeniden tutunan, geçmiş yenilgilerini geride bırakmaya çalışan bir amca; hatalarından ders alarak sıfırdan yürümeyi öğrenen bir küçük kardeş; oğlunu uzaktan ama kararlılıkla koruyan bir anne ve gerektiğinde herkesin önüne geçmeye hazır dostlar… Bu insanlar, çıkar hesaplarından uzak, saf ve samimi bağlarla birbirlerine tutunur.
Bu dayanışma ağı, Jiang Jia Qi için yeniden nefes alabileceği bir alan yaratırken, Liang Zhi An’ın buz gibi yalnızlığını yavaş yavaş çözer. Hayatın ağır yükleri altında ezilmiş, bambaşka dünyalara ait bu iki insan; karşılaştıktan sonra giderek birbirlerinin hayatına sızar. Zamanla, biri diğerinin yarasını sarmadan kendi iyileşmesinin mümkün olmadığını fark eder. Bu hikâye, geç kalmış bir yeniden doğuşun, sessiz bir şefkatin ve hayatta tutunacak küçük ama gerçek bağların gücünü anlatır.

giriş yap.