
Ha Yeong, çocukluğundan itibaren sürekli taşınarak geçen bir hayatın ona öğrettiği tek şeyle yaşar: bağlanmamak. İnsanlar gelir geçer, şehirler değişir, verilen sözler tutulmaz. Bu yüzden kalbini korumanın en güvenli yolunun mesafe koymak olduğuna inanır. Ta ki Hui Won ile tanışana kadar.
Aynı okulda yolları kesiştiğinde, Ha Yeong ilk kez birine gerçekten yaklaşır. İkisi birlikte, yetişkin olduklarında mutlaka yapacakları şeyleri yazdıkları bir defter hazırlarlar: hayaller, küçük sözler, ertelenmiş mutluluklar… Adını da koyarlar: Ebedî Liste. Bu liste, yalnızca geleceğe dair bir plan değil; birbirlerine verdikleri sessiz bir vaattir.
Ancak Hui Won bu sözü bozduğunda, Ha Yeong’un dünyası aniden durur. Zaman ilerlemeye devam ederken, onun için her şey donup kalır. Acıdan ve hayal kırıklığından kaçmak için kendini hayattan soyutlar; bir kafede çalışmaya başlar ve adeta görünmez olmak istercesine tavan arasına çekilir. Orası, geçmişin yankılarından saklandığı küçük bir sığınak hâline gelir.
Derken bir gün, elinde kayıp Ebedî Liste defteriyle biri çıkagelir: Do Un. Bu beklenmedik karşılaşma, Ha Yeong’un durdurduğu zamanı yeniden harekete geçirir. Do Un’un varlığı, yalnızca eski bir defteri değil, gömülü kalmış duyguları ve yarım bırakılmış sözleri de gün yüzüne çıkarır.
Geçmişten gelen bir vaat, bugünü onarmaya yeter mi?
Kırılmış bir kalp, yeniden atmayı öğrenebilir mi?
Bu hikâye; kaçılan anılar, tutulamayan sözler ve zamanı durduramayacağımız gerçeği üzerine kurulu, sessiz ama derin bir iyileşme yolculuğu anlatır. Bazen bir defter, bazen bir yabancı, bazen de geçmişten kalan tek bir cümle… insanı yeniden hayata döndürmeye yetebilir.

giriş yap.