Mütevazı bir ailede yetişen Shen Xiao, hayatını tek bir hedefe adar: Devlet kademesinde yükselerek babasının ölümünün ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak. Yıllar boyunca büyük bir azimle çalışır ve kaderini değiştirecek imparatorluk sınavına hazırlanır. Ancak hayatı, Prenses Zhao Yang (Li Shu) ile yaşadığı beklenmedik bir gecelik karşılaşmanın ardından tamamen değişir. Prenses, bu olayın ardından onu hiçbir şey olmamış gibi geride bırakırken Shen Xiao, yaşadığı aşağılanmayı unutamaz.
Kısa süre sonra imparatorluk sınavını birincilikle kazanarak sarayın dikkatini çeken Shen Xiao, yeni düzenlenen Luming Ziyafeti'nde ilk kez İmparator'un huzuruna çıkar. Herkes onun ödüllendirilmeyi beklediğini düşünürken, Shen Xiao cesur bir adım atarak ilk arzuhalini sunar. Ancak bu dilekçe bir övgü değil, "savurgan ve sefahat düşkünü" olarak gördüğü Prenses Zhao Yang hakkında resmî bir suçlamadır.
Bu beklenmedik hamle, saraydaki siyasi dengeleri altüst eder. Shen Xiao ile Prenses Zhao Yang arasındaki çatışma giderek daha karmaşık bir hâl alırken, ikili kendilerini entrikalar, gizli sırlar ve iktidar mücadelelerinin tam ortasında bulur. Geçmişte yaşananların ardındaki gerçekler gün yüzüne çıktıkça, düşmanlıkla başlayan ilişkileri güvene, ardından da kaderlerini değiştirecek güçlü bir aşka dönüşmeye başlar.
Kalbi kırık ve geçmişindeki hayal kırıklıklarının etkisinden kurtulamayan Estong'un hayatı, gizemli Ysa ile tanışmasıyla bambaşka bir yöne evrilir. Ysa'nın sıcak tavırları ve sıra dışı kişiliği Estong'u kısa sürede etkiler. Ancak ona yaklaştıkça, Ysa'nın tek bir kişiliğe sığmayan karmaşık bir yapıya sahip olduğunu fark eder.
Zamanla Estong, Ysa'nın birbirinden tamamen farklı yönleri ve kimlikleriyle tanışır. Her biri farklı duygular, davranışlar ve yaşam biçimleri sergileyen bu kimlikler, ilişkilerini sürekli sınarken Estong'u da aşkın gerçek anlamını sorgulamaya iter. Sevdiği kişinin tüm yönlerini kabul etmenin, yalnızca romantik duygulardan çok daha fazlasını gerektirdiğini anlar.
Aşk, kimlik ve kabullenme temalarını işleyen bu romantik dram, sevmenin yalnızca bir insanın en iyi hâlini değil, en karmaşık ve kırılgan yanlarını da benimsemek olduğunu anlatır. Estong ve Ysa'nın yolculuğu, güven, anlayış ve koşulsuz sevginin sınandığı duygusal bir hikâye sunar.
Raphael'in melekleri ve onun soyundan gelen ASTRO üyeleri, insanların yalnızca karınlarını değil, ruhlarını da doyurmayı amaçlayan sıra dışı bir restoran işletmektedir. Dışarıdan sıradan bir lokanta gibi görünen bu mekân, kapısından içeri giren herkesin taşıdığı acıları, pişmanlıkları ve duygusal yaraları iyileştiren özel yemekleriyle tanınır.
Her bölümde restorana farklı hikâyelere sahip konuklar gelir. Aile sorunları yaşayanlar, aşk acısı çekenler, hayallerini kaybetmiş insanlar ve hayatın yükü altında ezilen misafirler, burada tattıkları yemekler sayesinde geçmişleriyle yüzleşme ve yeniden umut bulma fırsatı yakalar. ASTRO üyeleri ise sadece lezzetli yemekler sunmakla kalmaz, aynı zamanda meleklerden gelen özel güçleriyle insanların kalplerindeki yaraları fark ederek onlara doğru yolu göstermeye çalışır.
Fantastik unsurları sıcak aile hikâyeleri ve romantik anlarla harmanlayan dizi, sevgi, umut ve ikinci şans temalarını işler. Her yeni misafirin hayatına dokunan restoran, insanların yalnızca bedenlerini değil, ruhlarını da iyileştiren bir sığınak hâline gelir.
Çin Cumhuriyeti döneminde Şanghay’da geçen hikâye, bir savaş lordunun en küçük oğlu olan Murong Qing Yi’nin dramatik yaşamını konu alır. Yanlışlıkla evlatlık verilmesi nedeniyle üvey babasının baskı ve zulmü altında büyüyen Qing Yi, genç yaşta evden kaçar. Hayatının en zor anında karşısına çıkan Ren Su Su, onu kurtararak yeniden yaşama tutunmasını sağlar. Ancak kısa süre sonra Su Su’nun ailesi büyük bir felaketle karşı karşıya kalır ve ikili birbirinden ayrılmak zorunda kalır.
Yıllar sonra yolları yeniden kesişen Murong Qing Yi ve Ren Su Su, geçmişte yarım kalan duygularını yeniden keşfeder ve gizlice birbirlerine âşık olurlar. Fakat Su Su, başkalarının hayatını kurtarmak uğruna kendi ölümünü sahte bir şekilde planlayarak ortadan kaybolur. Sevdiği kadının öldüğüne inanan Qing Yi, büyük bir acı ve öfkeyle yaşamaya devam eder.
Üç yıl sonra Ren Su Su beklenmedik bir şekilde geri döner, ancak bu kez Murong Qing Yi’nin ağabeyiyle evlenmek üzere olan müstakbel yengesi olarak karşısına çıkar. Yanlış anlamalar, gizlenen fedakârlıklar ve bastırılmış duygular, ikisini aşk ile nefret arasında zorlu bir mücadeleye sürükler. Gerçekler yavaş yavaş ortaya çıkarken eski yaralar iyileşmeye başlar. Ancak tam bu sırada ülkeyi tehdit eden büyük bir ulusal kriz patlak verir. Murong Qing Yi ile Ren Su Su, hem birbirlerine duydukları aşkı hem de vatanlarını korumak için omuz omuza savaşırken kaderin kendileri için hazırladığı zorlu sınavlarla yüzleşmek zorunda kalırlar.
Kore'nin en büyük otel zincirlerinden birinin varisi ve CEO'su olan Cheon Yeo Ri, dışarıdan kusursuz bir hayat sürüyor gibi görünse de kimsenin bilmediği karanlık bir sırrı vardır: Çocukluğundan beri hayaletleri görebilmektedir. Her gece, haksız yere ölen insanların huzura kavuşamayan ruhları tarafından rahatsız edilen Yeo Ri, bu lanet yüzünden normal bir yaşam sürmekte zorlanır.
Diğer yanda, adalet duygusuyla tanınan başarılı savcı Ma Gang Uk, çözülememiş cinayet dosyalarını aydınlatmak için durmaksızın çalışan kararlı bir hukuk adamıdır. Güçlü sezgileri, zekâsı ve cesareti sayesinde toplumun karanlıkta kalan suçlarını ortaya çıkarmaya çalışan Gang Uk'un yolu, sıra dışı yeteneğe sahip Yeo Ri ile kesişir. Başlangıçta birbirinden tamamen farklı dünyalara ait görünen ikili, çözülmemiş cinayetlerin ardındaki doğaüstü sırları araştırmak için beklenmedik bir ortaklık kurar.
Birlikte hem yaşayanların hem de huzura kavuşamayan ruhların adalet arayışına yardımcı olurken, her dava onları daha büyük bir komplonun izine götürür. Zamanla aralarındaki güven derin bir aşka dönüşürken, Gang Uk da Yeo Ri'nin taşıdığı ağır yükü paylaşmayı öğrenir. Gizem, okült unsurlar ve romantizmi harmanlayan hikâye; adalet, fedakârlık ve geçmişte kalan ruhların huzur bulma mücadelesini etkileyici bir şekilde anlatır.
Sarayın derinliklerinde peş peşe yaşanan açıklanamayan olaylar, kraliyet ailesini büyük bir korkunun içine sürükler. Bunun üzerine kral, gizlice hayalet avcısı Gu Cheon ile doğuştan ruhların seslerini duyabilen Saray Leydisi Saeng Gang'ı huzuruna çağırır. Onlara verdiği görev, Veliaht Prens'in sarayını saran gizemli lanetin kaynağını bulmak ve krallığı tehdit eden karanlığı ortadan kaldırmaktır.
Gu Cheon, yaşayanlarla ruhlar âlemi arasında geçiş yapabilen ve kutsal kılıcıyla kötü ruhları yok edebilen sıra dışı bir savaşçıdır. Saeng Gang ise çocukluğundan beri hayaletlerin fısıltılarını duymaktadır. Bu yeteneğini yıllarca bir lanet olarak görse de, Gu Cheon ile tanışmasının ardından bunun büyük bir güce dönüşebileceğini fark eder.
İkili, sarayın karanlık koridorlarında ilerledikçe gizlenen sırlar, lanetli ruhlar ve geçmişten kalan kanlı olaylarla yüzleşir. Her ipucu onları hayal bile edemeyecekleri korkunç bir gerçeğe yaklaştırırken, yalnızca Veliaht Prens'in kaderini değil, tüm krallığın geleceğini de belirleyecek ölümcül bir mücadeleye sürüklenirler. Doğaüstü korku, gizem ve tarihi fantastik unsurları bir araya getiren hikâye, cesaret ve fedakârlık üzerine sürükleyici bir macera sunar.
Sekiz yıl geçmişe gitme fırsatı bulan sadık bir hayran, en sevdiği idolün gelecekte yaşayacağı trajik kazayı önlemek için kaderi değiştirmeye karar verir. Tek amacı, onun acı dolu sonunu engellemek ve daha mutlu bir geleceğe ulaşmasını sağlamaktır. Ancak geçmişe yaptığı bu yolculuk, beklediğinden çok daha karmaşık sonuçlar doğurur.
Olayların akışını değiştirmeye çalışırken, idolün çıkış yapmasını engellemenin geleceği tamamen değiştirebileceğini fark eder. Tam bu sırada kendisini beklenmedik bir şekilde bir eğlence şirketinde idol stajyeri olarak bulur. Artık yalnızca sevdiği kişiyi uzaktan izleyen bir hayran değil, aynı hayalin peşinden koşan biri hâline gelmiştir.
İdol eğitiminin zorlu rekabeti, dostluklar ve fedakârlıklarla dolu bu süreçte, geçmişi değiştirmeye çalışmanın bedelini öğrenirken kendi hayallerini ve kimliğini de keşfeder. Romantizm, gençlik, müzik ve zaman yolculuğunu bir araya getiren hikâye; ikinci şanslar, büyüme ve kaderi değiştirme cesareti üzerine duygusal ve ilham verici bir yolculuk sunar.
Bahar Festivali yaklaşırken Yang Fan Yan, yeğeni Xiao Fang'ın karıştığı hassas bir aile sorununu çözmek için yıllar sonra kırsaldaki memleketine geri dönmek zorunda kalır. Beklenmedik bir hamilelik, bozulan bir nişan ve köyde hızla yayılan dedikodular, hem iki aileyi hem de tüm köyü derinden etkiler. Fan Yan, kendisini kısa sürede bu karmaşık olayların tam ortasında bulur.
Bir yandan Xiao Fang'ın geleceğini korumaya ve onun kendi kararlarını verebilmesine yardımcı olmaya çalışan Fan Yan, diğer yandan köydeki geleneksel değerler, aile baskısı ve insanların bitmek bilmeyen müdahaleleriyle mücadele eder. Hevesli çöpçatanlar, eski kırgınlıklar ve yıllardır konuşulmayan meseleler, olayları daha da karmaşık bir hâle getirir.
Gerçeğin peşine düştükçe Fan Yan, yaşanan krizin görünen yüzünden çok daha derin olduğunu fark eder. Geçmişten bugüne uzanan sırlar ve birbirine bağlı hayatlar yavaş yavaş gün yüzüne çıkarken, hem Xiao Fang'ın hem de köy halkının geleceğini değiştirecek gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalır. Aile, gelenek ve ikinci şans temalarını işleyen hikâye; sıcak, duygusal ve yer yer mizahi bir anlatımla insan ilişkilerinin karmaşıklığını gözler önüne serer.
Hayatın farklı dönemlerinde kesişen iki insanın hikâyesini anlatan bu romantik komedi, zamanın insanlar üzerindeki etkisini ve hayallerin değişen anlamını sıcak bir dille işler. Muhabir Lee Jae, gençliğinde ideallerinin peşinden korkusuzca koşan, dünyayı değiştirebileceğine inanan biriyken; 20'li yaşlarında hayatın acı gerçekleriyle yüzleşerek hayal kırıklıkları yaşar. Yıllar geçtikçe ise 30'lu yaşlarında sıradan bir hayatın içine yerleştiğini ve eski tutkularını geride bıraktığını düşünmeye başlar.
Diğer tarafta, film yönetmeni Su Bin gençlik yıllarında ailesinin onun için çizdiği hayatı yaşamak zorunda kalmıştır. Ancak 20'li yaşlarına geldiğinde kendi kararlarını almayı seçerek özgürlüğünü kazanır ve tüm zorluklara rağmen hayalinin peşinden gider. Kararlılığı sayesinde 30'lu yaşlarında uzun zamandır arzuladığı başarıya ulaşmayı başarır.
Farklı yönlerde ilerleyen hayatları yeniden kesiştiğinde Lee Jae ve Su Bin, geçmiş seçimleriyle yüzleşirken birbirlerinden ilham almaya başlar. Biri kaybettiği umutlarını yeniden keşfederken, diğeri ulaştığı hayalin bedelini sorgular. Mizah, romantizm ve duygusal anlarla harmanlanan hikâye; aşkın, zamanlamanın ve ikinci şansların insan hayatını nasıl değiştirebileceğini samimi bir şekilde anlatır.
Dayou toprakları, güçlü bir feodal beyin başlattığı isyanla büyük bir kaosa sürüklenirken ülkenin dört bir yanında savaş ağaları güç mücadelesine girişir. İsyanı bastırmakla görevlendirilen Kuzey Ordusu'nun soğukkanlı ve acımasız generali Xiao Wu Yi, siyasi dengeleri kendi lehine çevirmek için cesur bir plan yapar. Bu planın merkezinde ise Büyük Hoca Xie Huai Gui'nin zeki, hırslı ve çıkarlarını her şeyin önünde tutan kızı Xie Jia Yu ile yapacağı siyasi evlilik vardır.
Kraliyet fermanıyla gerçekleşen bu evlilik, ne sevgiye ne de romantizme dayanır. Her iki taraf da bu birlikteliği kendi amaçlarına ulaşmak için bir araç olarak görür. Saray entrikaları, gizli ittifaklar ve bitmek bilmeyen güç mücadeleleri arasında attıkları her adım dikkatle hesaplanırken, birbirlerine duydukları güvensizlik ilişkilerini sürekli sınar.
Ancak ölümcül komploların ve siyasi oyunların ortasında birlikte mücadele etmek zorunda kalan Xiao Wu Yi ile Xie Jia Yu, zamanla birbirlerinin gerçek yüzünü keşfeder. Şüpheyle başlayan ortaklık, karşılıklı güvene; çıkar üzerine kurulan evlilik ise derin bir aşka dönüşür. Birlikte hem düşmanlarına karşı savaşır hem de imparatorluğun kaderini belirleyecek büyük güç mücadelesinde omuz omuza durarak kader ortakları hâline gelirler.