Bunny, heykel sanatına gönül vermiş yetenekli bir güzel sanatlar öğrencisidir.
Ellerinden çıkan her eser, iç dünyasının yansıması gibidir—ince, derin ve duygulu.
Sıcakkanlı, nazik ve yardımsever biri olmasına rağmen, kendi değeri konusunda her zaman sessiz bir savaş vermektedir.
Bu özgüven eksikliğinin kaynağı ise, gençlik yıllarında yaşadığı ilk aşkın kalbinde bıraktığı derin yaradır.
Sevdiği kişi tarafından reddedilmek ya da ihmal edilmek, Bunny'nin kendini yetersiz görmesine neden olmuş, bir daha kolay kolay birine duygularını açamayacak kadar içine kapanmasına yol açmıştır.
Şimdi sanatla kendini ifade etmeye çalışırken, dışarıya gülümseyen yüzünün ardında geçmişin izleri saklıdır.
Heykellerinde en çok "eksik" parçaları işler; tamamlanmamış yüzler, yarım bırakılmış figürler, tıpkı kendi ruh hâli gibi…
Ancak belki de sanatın içinden gelen bu kırılganlık, Bunny'yi asıl özel kılan şeydir. Ve belki de bir gün, bu incelikli ruhu fark eden bir kişi çıkar karşısına—ona yalnızca güzel olduğunu değil, sevilebilir olduğunu da hatırlatacak biri.
“Bunny’nin hikâyesi, hem kendini hem de hayatı yeniden şekillendirme cesareti üzerine; kalbin kırık yerlerinden bile güzellik üretilebileceğini anlatan zarif bir anlatı.”
Birbirlerini bir arkadaşlık uygulamasında tanıyıp çok kısa sürede evlenen genç bir çift, ilişkilerinin ne kadar karmaşık hale geleceğinden habersizdir.
Tanışmalarının hemen ardından evlenmelerine rağmen, aynı şirkette çalıştıklarını tesadüfen keşfederler.
Profesyonel hayatlarını etkilememesi için evliliklerini hem iş arkadaşlarından hem de yakın çevrelerinden gizlemeye karar verirler.
Başlangıçta, "Aşksız da evlilik yürür," diye düşünerek bu gizli birlikteliği sürdürürler.
Ne de olsa ikisi de mantıklı, ayakları yere basan bireylerdir.
Ancak zamanla, gizli bakışlar, iş yerindeki komik tesadüfler ve evdeki paylaşımlar, aralarındaki bağı derinleştirmeye başlar.
Aşksız başlayan bu evlilik, küçük anlarla gerçek bir aşka dönüşmeye başlar.
İlişkileri ilerledikçe, hem iş yerindeki gizliliği korumak zorlaşır hem de birbirlerine olan hisleri artık görmezden gelinemez hâle gelir.
“Bu eğlenceli ve iç ısıtan hikâye; modern zamanlarda aşkın, evliliğin ve gizliliğin ne kadar karmaşık ama bir o kadar da tatlı olabileceğini anlatan romantik bir yolculuk sunuyor.”
Parlak zekâların göz kamaştırdığı Artı Genel Sigorta’nın en saygın çalışanlarından biri olan Ki-jun, dâhi seviyesindeki aktüeryal analizleriyle sektörde efsane haline gelmiştir. Ancak kariyerinin en iddialı projesiyle tüm dikkatleri üzerine çekmeye hazırlanır: Boşanma Sigortası.
Aşka ve evliliğe matematiksel bir yaklaşım getirmek isteyen Ki-jun, “ilişki riski”ni hesaplayan ve boşanma durumunda tazminat ödeyen ilk sigorta ürününü geliştirmek üzere sıra dışı bir ekip kurar: karamsar ama gözlem gücü yüksek bir nicel analist, aşka inancını yitirmiş bir sigorta & risk uzmanı, ilişkilerden bıkmış bir hasar tespit görevlisi ve romantik geçmişi olaylı eski bir sigorta acentesi sahibi.
Bu beşli, boşanma istatistikleri, ilişki dinamikleri ve aşkın dalgalı seyri üzerine bilimsel analizler yaparken kendilerini beklenmedik duygusal çıkmazların içinde bulur. Her hesap tablosunun ardında bir kalp kırıklığı, her prim oranının içinde yarım kalmış bir hikâye olduğunu fark ederler. Ki-jun, aşkı formüllere sığdırmaya çalışırken, belki de ilk kez gerçekten âşık olur.
Ofis dedikoduları, sigorta tabloları, flört hataları ve bol kahkahalı toplantılar eşliğinde, bu ekip aşkın gerçekten ölçülebilir olup olmadığını sorgular. Belki de en büyük risk, hiç sevmemektir.
Michiko 30 yaşında, işsiz ve hayata tutunmaya çalışan bir kadındır.
Önceki iş yerinin iflas etmesinden sonra sürekli iş aramakta, ancak hiçbir yerden olumlu yanıt alamamaktadır.
Üstelik kendinden küçük erkek arkadaşını da maddi olarak desteklemeye devam etmekte, birikimleri tükenmek üzeredir.
Tam her şeyin daha da kötüye gittiğini düşündüğü bir gün, geçmişten tanıdık bir yüzle karşılaşır — eski patronu Ayumu.
İş hayatındayken Michiko’nun çekindiği, soğuk ve mesafeli biri olarak hatırladığı Ayumu, artık büyükannesinden kalan mütevazı bir çay evini işletmektedir.
Michiko, çaresizlik içinde çayevinde yarı zamanlı çalışmaya karar verir.
İlk başta hem işin farklı doğası hem de Ayumu ile yeniden bir araya gelmenin yarattığı gerginlik zorlayıcı olur.
Fakat zamanla, çayevine gelen müşterilerle yaşanan küçük krizler, günlük telaşlar ve Ayumu’nun sürpriz destekleri Michiko’nun hayatına renk katmaya başlar.
Ayumu'nun sandığından çok daha anlayışlı, sessizce destek olan biri olduğunu keşfettikçe, Michiko’nun ona bakışı da değişir.
Geçmiş korkuların yerini güven, ardından da beklenmedik bir yakınlık alır.
Michiko, hem kendine yeniden inanmaya başlar hem de hiç ummadığı bir yerden yeni bir başlangıç ihtimaliyle yüzleşir.
"Bu hikâye; kayıplardan sonra yeniden ayağa kalkmayı, beklenmedik yerlerde doğan umutları ve sevginin bazen ikinci bir şansla geldiğini anlatan sakin, duygusal ve içten bir romantik dram."
Mütevazı bir deniz ürünleri dükkânında çalışan Jia Fan, hayatının bir anda değişeceğini asla tahmin etmez.
Tesadüflerin ve biraz da kaderin yardımıyla, kendini modellik dünyasının göz kamaştırıcı ama zorlu sahnesinde bulur.
Burada, kibirli ama mükemmeliyetçi bir süper model olan Han Yijing’le yolları kesişir.
İlk karşılaşmaları pek de parlak değildir — Jia Fan'ın amatörlüğü ile Han Yijing’in keskin disiplini çatışır.
Ancak zamanla, aralarındaki gerilim yerini karşılıklı anlayışa bırakır.
Han Yijing, Jia Fan’ın içindeki doğal parıltıyı görmeye başlarken, Jia Fan da bu dünyanın sadece güzellikten ibaret olmadığını fark eder.
Zorluklara rağmen kendini geliştirir, güven kazanır ve gerçek bir yıldız modele dönüşür.
İki farklı dünyadan gelen bu iki insanın yolları, birbirlerinin en güçlü versiyonlarını ortaya çıkarırken, aralarında kırılgan ama güçlü bir bağ da oluşur.
Tam her şey düzene girmişken ve hisler karşılıklı olarak şekillenmeye başlamışken, beklenmedik bir gelişme bu hassas dengeyi alt üst eder.
İkisi de zor seçimlerle ve geçmişleriyle yüzleşmek zorunda kalır.
"Jia Fan ve Han Yijing’in hikâyesi; şöhretin gölgesinde, kimliğini ve kalbini kaybetmeden ayakta kalmaya çalışanların, aşkı yeniden tanımladığı etkileyici bir dönüşüm ve karşılaşma öyküsüdür."
18 yaşındaki Hui Su, en yakın arkadaşı Chan Yeong’a gizliden gizliye âşıktır.
Ancak Chan Yeong’un ondan uzaklaşmasıyla Hui Su, onu geri kazanmak için Seung Won’la iş birliği yapar — fakat bu süreçte hiç beklemediği duygularla yüzleşmek zorunda kalır.
Hui Su, yıllardır içinde taşıdığı sessiz aşkı dile getirmeye cesaret edememiştir.
Chan Yeong’un yanında olmak bile yeterlidir onun için. Ancak zamanla aralarındaki bağ zayıflar ve Chan Yeong, başkalarına ilgi göstermeye başlar.
Kalbi kırılan Hui Su, çareyi karizmatik ama gizemli bir öğrenci olan Seung Won’dan yardım istemekte bulur.
Başta sadece bir planın parçası gibi görünen bu iş birliği, kısa sürede samimi paylaşımlara ve içten bağlara dönüşür.
Seung Won’un varlığı Hui Su’nun kalbindeki boşluğu doldurmaya başlarken, Chan Yeong’a duyduğu aşk ile Seung Won’a karşı gelişen yeni hisler arasında sıkışır.
"Hui Su’nun içsel çatışmalarla dolu bu yolculuğu; büyümek, kaybetmek ve gerçek aşkın ne olduğunu keşfetmek üzerine duygusal bir gençlik hikâyesine dönüşür.
Çalışkan ve adanmış bir anne olan Jeong-eun, kızı için hayati önem taşıyan "7 yaş sınavı"na hazırlık sürecine odaklanırken, eğitimi büyükannesi Ji-ah'a emanet eder. Bu yoğun tempo; üç kuşaktan oluşan ailede hem kaosa hem de sıcacık bir dayanışmaya kapı aralar.
Jeong-eun, işi ve annelik sorumlulukları arasında sıkışmış bir kadın olarak, kızının geleceğini garanti altına almak için elinden geleni yapar. Ancak modern yaşamın baskısı altında, her şeye yetişmesi mümkün değildir. Çözüm, kendi annesi Ji-ah’a başvurmaktır — ama Ji-ah’ın annelik tarzı bambaşkadır: kural tanımaz, gelenekselden uzak ve bolca sevgi dolu.
Küçük kızın hazırlık süreci; bir yanda sınav baskısı, diğer yanda özgür çocukluk anılarıyla harmanlanırken, üç kadın karakterin de hayata bakış açıları çarpışır, çatışır ve zamanla birbirini dönüştürür.
Bu üç kuşaklı hikâye, anneliğin farklı yüzlerini, kuşaklar arası değişen değerleri ve sevginin zamanla nasıl evrildiğini mizahi ve duygusal bir dille anlatır.
"Jeong-eun, Ji-ah ve küçük kızın iç içe geçmiş yolculuğu; hem kalpleri ısıtan bir aile dramı hem de gülümseten bir modern hayat portresi sunuyor. Çünkü bazen en zorlu sınav, birlikte yaşamayı öğrenmektir."
Oyun, geçmişi gizemlerle örtülü Bai Qi ile modern şehir hayatına alışkın genç bir kadın olan Lin Xia’nın etrafında şekillenen, tuhaf ve büyülü bir dünyada geçen hüzün ve sevinç, aşk ve nefret dolu hikâyeleri konu alır.
Bai Qi, nereden geldiği bilinmeyen, sessiz ama güçlü bir figürdür.
Onunla karşılaşan Lin Xia, sıradan hayatının artık eskisi gibi olmayacağını kısa sürede anlar.
Çünkü Bai Qi’nin getirdiği dünya; mantığın yerini hayal gücüne bıraktığı, sırlarla dolu büyülü bir evrendir.
İkilinin yolu kesiştikten sonra, bu gizemli dünyada hem kendi geçmişleriyle hem de kaderle yüzleşmeleri gerekir.
Yalnızca onların değil, bu dünya içinde karşılaştıkları birçok karakterin de içsel çatışmaları, aşkları, kayıpları ve hesaplaşmaları sahneye taşınır.
Zaman ve mekânın sınırlarını aşan bu anlatıda, seyirci hem büyülü atmosferin cazibesine kapılır hem de karakterlerin duygusal derinliğine şahitlik eder.
Aşkın dönüştürücü gücü, acının öğretici yanı, nefretin yıkıcılığı ve umudun iyileştirici sesi bu oyunun temelini oluşturur.
"Bai Qi ve Lin Xia’nın fantastik dünyasında yolculuğa çıkmaya hazır olun çünkü bu yalnızca bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda kimlik, kader ve gerçeklik üzerine sorgulayıcı bir masal."
İki orta yaşlı kız kardeş, eşleri ve çocuklarıyla birlikte, kötülükle dolu bir dünyada gündelik yaşamın iniş çıkışlarını göğüslemeye çalışırlar.
Bir yanda fedakâr ve biraz kontrolcü abla, diğer yanda özgür ruhlu ama dağınık karakteriyle dikkat çeken küçük kardeş... Hayat onları farklı yönlere savursa da, birbirlerine duydukları bağlılık her şeyin ötesindedir. Kocaları, bazen destek olan bazen işleri daha da karıştıran figürler olarak yanlarında dururken, çocuklar ise hem umut kaynağı hem de sürprizlerin baş kahramanıdır.
Ancak bu aile yalnızca ev işleri, iş hayatı ya da okul sorunlarıyla uğraşmaz. Yaşadıkları dünya, görünüşte sıradan olsa da, içten içe kötücül niyetlerle doludur. Sinsi komşular, gizli niyetli yöneticiler, fırsatçı tanıdıklar ve daha niceleriyle uğraşmak zorundadırlar.
Her bölüm, kahkaha dolu anların yanı sıra, gerçek hayatın içinden gelen duygusal çatışmaları da barındırır. Aile bağlarının gücü, dostlukların dayanıklılığı ve her şeye rağmen umutlu kalabilmenin değeri bu hikâyede ön plana çıkar.
Bu hikâye; sevgi, mücadele ve dayanışma üzerine kurulu, hem düşündüren hem de izleyiciyi/okuyucuyu sıcacık saracak bir aile draması ve kara mizah karışımıdır.