
Ju Ho Jin, kelimelerle yaşayan bir insandır. İngilizce, Japonca ve İtalyanca başta olmak üzere birçok dili neredeyse ana dili seviyesinde konuşabilen, kültürler arasında görünmez köprüler kuran yetenekli bir çevirmen olarak tanınır. İnsanların söylemek istediklerini doğru kelimelerle aktarmakta son derece başarılıdır; ancak konu kendi duygularına geldiğinde aynı netliği gösteremez. Ho Jin için kelimeler güvenlidir, duygular ise daima risklidir. Bu yüzden aşk, onun gözünde dikkatle uzak durulması gereken bir alandır: yanlış anlaşılmaya, kırılmaya ve kontrol kaybına fazlasıyla açıktır.
Kariyerinde yeni bir sayfa, ünlü oyuncu ve küresel bir yıldız olan Cha Mu Hui’nin özel çevirmeni olarak göreve başlamasıyla açılır. Cha Mu Hui, sahnede ve kameralar karşısında ışıldayan, girdiği her ortamda dikkatleri üzerine çeken bir kadındır. Kendine duyduğu güven neredeyse dokunulabilir düzeydedir. Ne istediğini bilen, bunu elde etmekten çekinmeyen ve duygularını saklamayı gereksiz bulan bir karaktere sahiptir. Aşk onun için karmaşık bir bilmece değil; hayatın doğal, hatta keyifli bir parçasıdır.
İlk karşılaşmalarında bu iki farklı dünya hemen çarpışır. Ho Jin’in mesafeli, temkinli ve ölçülü tavırları; Mu Hui’nin doğrudanlığı ve rahatlığıyla sık sık ters düşer. Aşk, ilişkiler ve bağlılık üzerine yaptıkları sohbetler çoğu zaman küçük gerilimlere, yanlış anlaşılmalara ve ironik tartışmalara yol açar. Ho Jin, Mu Hui’nin açık sözlülüğünü düşüncesizlik olarak görürken; Mu Hui, Ho Jin’in duvarlarını korkaklıkla karıştırır.
Ancak birlikte geçirilen zaman arttıkça, aralarındaki diyaloglar değişmeye başlar. Resmî çevirilerle başlayan konuşmalar, zamanla daha kişisel, daha samimi bir hâl alır. Ho Jin, Mu Hui’nin kendine güveninin ardında taşıdığı yalnızlığı fark ederken; Mu Hui de Ho Jin’in sessizliğinin altında derin bir hassasiyet ve incelik olduğunu görür. Birbirlerini “çevirerek” anlamaya alışmış bu iki insan, farkında olmadan duyguların da tercüme edilebileceğini keşfeder.
Yanlış anlamalar tamamen ortadan kalkmaz; ancak artık bu yanlışlar onları uzaklaştırmak yerine yakınlaştırır. Çünkü her tartışma, birbirlerini biraz daha tanımalarına olanak tanır. Ju Ho Jin için aşk, artık kaçınılması gereken bir bilinmez değil; Cha Mu Hui içinse ilk kez gerçekten emek verilmesi gereken bir bağ hâline gelir.
Ve böylece, kelimelerle başlayan bu ilişki, zamanla sessizliklerin bile anlam kazandığı bir yakınlığa dönüşür.

giriş yap.