Keşfet
Sıradaki dizini bul.
Türe, yıla ve ülkeye göre süz; beğendiğin sırada listele.
See You Later…Maybe
Başarısız ve bir türlü istediği başarıya ulaşamayan yazar Fang Hao Wen, gerçekleştirdiği sahte bir intihar girişiminin sosyal medyada büyük yankı uyandırmasıyla bir anda ülke çapında tanınır hâle gelir. Ancak beklenmedik şöhret, onun için yeni bir başlangıçtan çok daha tuhaf olayların kapısını açar.
Fang Hao Wen'in en büyük hayranlarından biri olan Bie Fan, bu olayın ardından onun hayatına daha fazla dâhil olur. İkili, kısa sürede kendilerini “The Prisoners” adı verilen sıra dışı bir ikilinin içinde bulur. Şöhretlerini korumak ve daha da büyütmek için birbirinden absürt, çılgın ve zaman zaman tehlikeli maceralara atılırlar.
Başlangıçta eğlenceli bir şöhret oyunu gibi görünen bu serüven, ilerledikçe medya dünyasının karanlık tarafını gözler önüne serer. İlgi çekmek uğruna ne kadar ileri gidebileceklerini sorgulayan Fang ve Bie Fan, şöhretin beraberinde getirdiği manipülasyon, baskı ve tehlikelerle yüzleşmek zorunda kalır.
Kara mizah, absürt olaylar ve gerilimi bir araya getiren hikâye; şöhret uğruna sınırlarını zorlayan iki sıra dışı karakterin, medyanın acımasız dünyasında giderek kontrolden çıkan macerasını anlatır.
Blossom through the Cloud
Ruan Si Xian, kariyerine Hengshi Havayolları’nda kabin memuru olarak başlayan ve şirket içi bir alım yoluyla pilot olmayı hedefleyen genç bir çalışandır. Gökyüzünde uçmak onun en büyük hayali olsa da şirketin beklenmedik bir reform kararı, pilotluk fırsatını elinden alır. Bu durumu kabullenemeyen Ruan Si Xian, doğrudan şirketin CEO’su Fu Mingyu ile görüşmeye karar verir.
Ancak görüşme sırasında yaşanan yanlış anlaşılma, Ruan Si Xian’ın Fu Mingyu’ya karşı romantik duygular beslediğinin düşünülmesine yol açar. Gururu incinen genç adam öfkesine yenik düşerek istifa eder ve havacılık kariyerinden vazgeçmek yerine kendi yolunu çizmeye karar verir.
Tesadüfen bir uçuş akademisine kabul edilen Ruan Si Xian, son derece zorlu ve yoğun bir kapalı eğitim sürecine girer. Yıllarca süren azmi ve disiplini sayesinde hayalini gerçekleştirmeyi başarır. Üç yıl sonra Hengshi Havayolları’na bu kez başarılı bir pilot olarak geri döner.
Artık gökyüzü yalnızca onun hayali değildir; kaptanlık, yolcuların hayatından sorumlu olmayı ve büyük bir sorumluluğu omuzlamayı gerektirmektedir. Kariyerinde hızla yükselen Ruan Si Xian, geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarının onu bugün bulunduğu noktaya taşıdığını fark etmeye başlar.
Ancak bu olağanüstü kariyer yolculuğunda onu bekleyen başka bir sürpriz daha vardır. Ruan Si Xian, gökyüzündeki yolculuğu boyunca kendisini sürekli destekleyen, koruyan ve doğru yöne yönlendiren, karanlık anlarında ışık gibi yanında olacak özel birinin hayatına gireceğini henüz bilmemektedir. Hikâye; hayallerin peşinden gitmeyi, kariyer mücadelesini, sorumluluğu ve beklenmedik bir aşkın insanın kaderini nasıl değiştirebileceğini anlatan bir havacılık romantizmine dönüşür.
Pull Strings
Büyük İlâhların Mühürlenmesi Savaşı'nın patlak vermesinden önceki kaotik çağda yeniden doğan Li Chang Shou, bu dünyada kahraman olmak ya da büyük bir şöhrete kavuşmak gibi bir arzu taşımaz. Tek isteği, mümkün olduğunca dikkat çekmeden uzun ve huzurlu bir hayat yaşamaktır. Bu nedenle diğer yetişimcilerin aksine son derece temkinlidir; kaderin kendisine biçtiği büyük bir rol olmadığını düşünerek beladan, düşmanlıklardan ve gereksiz risklerden uzak durmaya çalışır.
Chang Shou hayatta kalabilmek için yeteneklerini gizler, rakiplerinin gerçek güçlerini önceden hesaplar, çeşitli kaçış planları hazırlar ve hatta zehirler geliştirir. Onun için en güvenli savaş, hiç başlamayan savaştır. Ancak ne kadar dikkatli davranırsa davransın, yaptığı küçük hamlelerin sonuçları zamanla çok daha büyük olaylara yol açar. Dünyayı sarsabilecek olayların ortasında bile amacını değiştirmez: İşini bitirir bitirmez ortadan kaybolmak ve kimsenin dikkatini çekmemek.
Dağında sakin bir şekilde yetişimini tamamlayıp ölümsüzlüğe ulaşmayı planlayan Chang Shou'nun düzeni, ustasının beklenmedik bir karar vermesiyle bozulur. Ustası, “Hayatımız çok sıradan” diyerek eve küçük bir kız öğrenci getirir ve Chang Shou artık bir shimei sahibi olur.
Yeni öğrencinin gelişiyle birlikte dikkatlice kurduğu yalnız ve güvenli yaşam planı altüst olur. Artık hem kendi sırlarını korumak hem de yeni yol arkadaşını tehlikelerden uzak tutmak zorundadır. Ancak onun istemeden attığı her adım, kaderin büyük olaylarını birbirine bağlamaya başlar.
“My Senior Brother Is Too Steady”, Yan Gui Zheng Zhuan'ın aynı adlı web romanından uyarlanan; yetişim, komedi, strateji ve fantastik macerayı bir araya getiren bir hikâyedir. Ana karakterin “kahraman olmak istemeyen ama sürekli dünyayı kurtarmak zorunda kalan” temkinli yapısı, eserin en belirgin ve eğlenceli yönlerinden biridir.
Love and Sword
Yanlışlıkla dövüş sanatları dünyasının içine sürüklenen genç Fang Yi, beklenmedik olaylar sonucunda efsanevi kılıç ustası Rong Shu Kuang'ın kimliğine bürünmek zorunda kalır. Bir anda entrikalar, kadim tarikatlar ve ölümcül mücadelelerle dolu bir dünyanın merkezine düşen Fang Yi, hem yeni kimliğini korumaya hem de bu yabancı dünyada hayatta kalmaya çalışır.
Yolculuğu sırasında, yetenekli ve güçlü savaşçı Yan Shao ile yolları kesişir. Başlangıçta birbirlerine temkinli yaklaşsalar da, ortak düşmanlar ve çözülememiş sırlar onları aynı safta savaşmaya zorlar. İkili, geçmişte yaşanan gizemli olayların izini sürerken dövüş sanatları dünyasını sarsabilecek gerçekleri birer birer ortaya çıkarır.
Tehlikeli suikastçılar, rakip tarikatlar ve güç mücadeleleri arasında omuz omuza savaşan Fang Yi ile Yan Shao, zamanla birbirlerine derin bir güven duymaya başlar. Aksiyon, gizem ve romantizmi harmanlayan hikâye; dostluk, fedakârlık ve kaderin insanları beklenmedik şekillerde bir araya getirmesini etkileyici bir şekilde anlatır.
The Legend of Rosy Clouds
Efsanevi Dokuz Şehir’de geçen hikâye, bir zamanlar soylu bir aileye mensup olan ancak kaderin cilvesiyle her şeyini kaybeden Fan Yun’un yaşamını konu alır. Gücünü ve itibarını yeniden kazanmak isteyen genç kadın, yolu şehrin zeki, kurnaz ve son derece hırslı lordu Qi Zheng ile kesiştiğinde kendisini tehlikeli bir oyunun içinde bulur.
İlk karşılaşmalarında birbirlerine güvenmeyen ikili, farklı hedeflere sahip olmalarına rağmen ortak düşmanlar ve siyasi çıkarlar nedeniyle iş birliği yapmak zorunda kalır. Güç mücadeleleri, saray entrikaları ve gizlice yürütülen planlar arasında ilerlerken, aralarındaki ilişki de yavaş yavaş değişmeye başlar.
Zamanla Fan Yun ve Qi Zheng, yalnızca birbirlerinin yeteneklerine değil, karakterlerine de güvenmeyi öğrenir. Karşılaştıkları ihanetler, fedakârlıklar ve zorlu sınavlar onları daha da yakınlaştırır. İnançlarını ve sınırlarını test eden bu yolculukta, dostluk ve güvenin yanı sıra beklenmedik bir aşk da filizlenir. Hikâye; entrika, güç ve romantizmi bir araya getirerek sürükleyici bir macera sunar.
When We Were Young
1996 yılında geçen hikâye, çalışkan ve azimli lise öğrencisi Yang Xi’nin hayatını değiştiren beklenmedik bir olayla başlar. Bir bisiklet hırsızını kovaladığı sırada okul laboratuvarında meydana gelen patlamada yaralanan Yang Xi, en büyük hayali olan uzun mesafe koşu yarışmasına katılma fırsatını kaybeder. Bu talihsiz kaza, onun için hem fiziksel hem de duygusal açıdan büyük bir yıkım olur.
Yeni okul dönemi başladığında ise karşısına daha da şaşırtıcı bir durum çıkar. Kazanın sorumlusu olan Hua Biao, aynı sınıfa transfer olmuş ve üstelik Yang Xi’nin sınıf başkanlığı unvanını da elinden almıştır. Zeki, enerjik ve biraz da başına buyruk bir fen dehası olan Hua Biao, kısa sürede sınıfın dikkatini çeker.
Başlangıçta sürekli çatışan Yang Xi ve Hua Biao, zamanla birbirlerini daha iyi tanımaya başlar. Arkadaşlıklar, ilk aşklar, hayal kırıklıkları ve gençliğin unutulmaz anıları arasında geçen bu hikâye, bir grup öğrencinin büyüme yolculuğunu sıcak ve nostaljik bir şekilde anlatır.
Dream of Golden Years
1983 yılının dönüşüm rüzgârlarıyla şekillenen dünyasında geçen hikâye, “kurumsal köle” olarak yaftalanan modern bir kadının kendi kimliğini yeniden inşa etme mücadelesini anlatır. Hakkındaki önyargıları yıkmaya kararlı olan bu genç kadın, iş dünyasının sert ve rekabetçi ortamına cesurca adım atar. Sıfırdan başladığı bu yolda, karşısına çıkan zorluklar onu yıldırmak yerine daha da güçlendirir.
Çalışkanlığı, keskin zekâsı ve pes etmeyen yapısıyla adım adım yükselirken, yalnızca kariyerinde değil, kişisel dünyasında da büyük bir dönüşüm yaşar. Erkek egemen iş ortamında var olmaya çalışırken, hem kendi sınırlarını zorlar hem de çevresindekilere ilham verir. Karşılaştığı engeller, onu geri çekmek yerine daha da ileri taşır.
Zamanla sadece kendi kaderini değiştirmekle kalmaz; etrafındaki insanların hayatlarına da dokunur. Onların sorunlarına çözüm bulurken, içten ve umut dolu hikâyelerin parçası olur. Bu yolculuk, azim ve kararlılıkla yazılmış güçlü bir başarı öyküsüne dönüşür.
No Pain No Gain
Pei Qian, hayatta büyük idealleri olan biri değildir; tek istediği sakin bir yaşam ve maddi olarak asgari düzeyde güvende olmaktır. Ancak bir gün, kimliğini ve niyetini tam olarak açıklamayan gizemli bir “abi”den aldığı davetle hayatı tamamen değişir. Bu esrarengiz kişi, Pei Qian’a tuhaf bir teklif sunar: Bir şirket kuracak, fakat bu şirketin tek amacı zarar etmek olacaktır. Ne kadar çok para kaybederse, Pei Qian kişisel olarak o kadar büyük bir kazanç elde edecektir. Tek şart ise basittir ama acımasızdır: Şirket kesinlikle bilinçli şekilde başarılı olamaz.
Başta bunun kolay bir görev olduğunu düşünen Pei Qian, işe mantıksız projelere yatırım yaparak başlar. Kimsenin ilgisini çekmeyeceğini düşündüğü oyunlar, gereksiz pahalı ofisler, sektörle alakasız fikirler ve başarısız olacağına emin olduğu çalışanlar… Ancak işler beklediği gibi gitmez. Onun “batırmak” için aldığı her karar, çalışanlar tarafından vizyoner cesaret, sektör tarafından ise yenilikçi risk alma olarak yorumlanır.
Zarar edeceğini sandığı projeler büyük ilgi görür, anlamsız gibi duran yatırımlar trend olur. Pei Qian’ın çalışanlarına karşı kayıtsız ve mesafeli tavırları bile “çalışanların özgürlüğüne saygı duyan ideal patron” imajına dönüşür. Maaşları artırmasının tek nedeni paradan kurtulmakken, çalışanlar bunu “insan odaklı liderlik” olarak görür. O istemeden kurduğu bu sistem, şirket içinde sadakat, dış dünyada ise saygı uyandırır.
Zamanla Pei Qian, sektörün en çok konuşulan iş insanlarından biri hâline gelir. Rakip firmalar onun stratejilerini çözmeye çalışır, ekonomi dergileri hakkında uzun analizler yayınlar. Oysa Pei Qian her sabah aynı korkuyla uyanır: “Bu sefer kesin batacak, değil mi?” Ancak kader adeta onunla dalga geçercesine, şirketi her seferinde daha da büyütür.
Bu süreçte Pei Qian’ın iç dünyasında da bir çatışma başlar. Başlangıçta her şeyi sadece para için yapan bu sıradan adam, farkında olmadan insanların hayatlarını iyileştirdiğini, çalışanlarına umut verdiğini ve sektörde etik bir denge oluşturduğunu görür. “Zarar etmek” amacıyla çıktığı bu yolda, istemeden de olsa sorumluluk sahibi bir lidere dönüşür.
Pei Qian’ın hikâyesi; modern iş dünyasının absürtlüğünü, başarı kavramının göreceliliğini ve bazen en büyük kazancın, kaybetmeye çalışırken elde edildiğini ironik ve eğlenceli bir dille gözler önüne serer.
My Page in the 90s
2025 yılında yaşayan Lin Huan Er, dijital çağın ilişki gurularından biridir. Sosyal medyada binlerce takipçisi olan, canlı yayınlarında modern ilişkiler, duygusal manipülasyonlar ve “aşk stratejileri” üzerine tavsiyeler veren, zekâsı ve hazırcevaplığıyla tanınan bir yayıncıdır. Aşkı çoğunlukla bir denge oyunu, doğru hamlelerle kazanılan bir strateji olarak görür. Ancak bir gün, yaptığı bir yayının ardından kendini açıklayamadığı tuhaf bir olayın içinde bulur ve gözlerini bambaşka bir dünyada açar.
Lin Huan Er, 1999 yılında yayımlanmış klasik bir aşk romanının tam ortasındadır. Üstelik bu dünya, onun defalarca okuduğu ve olay örgüsünü neredeyse ezbere bildiği bir hikâyeye aittir. Romanın atmosferi ağır, kuralları katıdır; kadınlar duygularını bastırmak zorunda, erkekler ise güç ve statüyle tanımlanır. Lin Huan Er kısa sürede anlar ki bu kurgusal dünyadan kurtulmanın tek bir yolu vardır: Romanın soğuk, mesafeli ve acımasız CEO’su Gao Hai Ming’i kendine gerçekten âşık etmek.
Gao Hai Ming, dışarıdan kusursuz görünen bir iş insanıdır. Zekâsı, kontrol takıntısı ve kimseye güvenmeyen doğasıyla ün salmıştır. Aşk onun için bir zayıflık, duygular ise yönetilmesi gereken risklerdir. Lin Huan Er, modern dünyadan getirdiği ilişki taktikleriyle bu adamı etkilemeye kararlıdır. Flört stratejileri, psikolojik hamleler, “bilinçli mesafe” ve cazibe oyunlarıyla Gao Hai Ming’in ilgisini çekmeye çalışır. Başlangıçta bu süreci yalnızca bir görev olarak görür; onun için bu, gerçek dünyaya dönüş bileti olan bir oyundur.
Ancak işler planlandığı gibi ilerlemez. Gao Hai Ming, Lin Huan Er’in beklediğinden çok daha kurnaz ve sezgiseldir. İkisi arasında zekâ dolu söz düelloları, güç savaşları ve geri adım atmayan iki karakterin çatışması başlar. Zamanla Lin Huan Er, bu dünyada yalnızca rol yapmadığını fark eder. Gao Hai Ming’in geçmişindeki yaralar, bastırdığı yalnızlığı ve görünmeyen kırılganlığı Lin Huan Er’i düşündüğünden daha derinden etkiler.
Rol yaparak başlanan bu yakınlık, yavaş yavaş gerçek duygulara dönüşür. Lin Huan Er, bir gün uyanıp fark eder ki artık yalnızca bu dünyadan kaçmak istememektedir; kalbi, kontrol etmeye çalıştığı adamın ellerine çoktan teslim olmuştur. Şimdi önünde daha zor bir soru vardır: Gerçek dünyaya dönmek mi, yoksa kalbinin ait olduğu bu kurgusal ama gerçek hislerle dolu dünyada kalmak mı?
Aşk, bu kez Lin Huan Er için bir strateji değil, kaçınılmaz bir kader hâline gelir.
Unforgettable Love
Bir yanda duygularını asla belli etmeyen, disiplinli ve mesafeli iş adamı He Qiaoyan…
Diğer yanda, gülümsemesiyle etrafına ışık saçan, sıcak kalpli çocuk psikoloğu Qin Yiyue…
İkisi, Qiaoyan’ın küçük oğlunun desteğe ihtiyaç duymasıyla tanışır. Başlangıçta yalnızca profesyonel bir ilişki kuran bu iki zıt karakter, zamanla birbirlerinin hayatına dokunmaya başlar.
Qin Yiyue’nun şefkati, Qiaoyan’ın kalbindeki buzları yavaş yavaş eritir. Qiaoyan’ın güçlü ama kırılgan yanları ise Yiyue’ye hiç beklemediği bir güven duygusu kazandırır. İş ilişkisi, dostluğa; dostluk ise kaçınılmaz biçimde aşka dönüşür.