Keşfet
Sıradaki dizini bul.
Türe, yıla ve ülkeye göre süz; beğendiğin sırada listele.
Human Vapor
Canlı yayın sırasında bir kişinin herkesin gözleri önünde aniden şişerek patlaması, tüm dünyayı dehşete düşüren eşi benzeri görülmemiş bir olayın başlangıcı olur. İlk bakışta açıklanması imkânsız görünen bu ölümün arkasında, vücudunu gaza dönüştürebilen ve en küçük boşluklardan bile geçebilen gizemli bir suçlu vardır. “İnsan Buhar” (Human Vapor) olarak anılan bu esrarengiz katil, sahip olduğu olağanüstü yetenek sayesinde hiçbir güvenlik önlemini ciddiye almaz.
İnsan Buhar, işleyeceği cinayetleri önceden duyurarak hem yetkililere meydan okur hem de toplumda büyük bir panik yaratır. Verdiği sözleri birer birer yerine getirirken, polis ve güvenlik güçleri onu durdurmak için zamana karşı amansız bir mücadeleye girişir. Ancak her yeni saldırı, suçlunun yakalanmasının ne kadar imkânsız göründüğünü bir kez daha kanıtlar.
Olaylar büyüdükçe korku tüm ülkeye yayılır. Kimsenin güvende olmadığı bu ortamda İnsan Buhar, yalnızca kurbanlarını değil, toplumun umut ve güven duygusunu da hedef alır. Bilimkurgu, gerilim ve gizemi bir araya getiren hikâye, görünmez bir düşmana karşı verilen nefes kesici mücadeleyi konu alır.
Kasei no Joou
Hikâye, 2125 yılında, insanlığın yıldızlara doğru attığı en cesur adımların ardından, gelecekte tam yüz yıl sonrasında geçmektedir. İnsanlar, Dünya’nın sınırlı kaynakları ve artan nüfus baskısı nedeniyle 40 yıl önce Mars’a göç etmeye başlamış, kızıl gezegen artık yalnızca bir keşif noktası değil, kalıcı bir yuva hâline gelmiştir.
Günümüzde Mars’ta yaklaşık 100.000 insan, Dünya merkezli GUA (Gezegenlerarası Uzay Ajansı) tarafından yönetilen dev kolonilerde yaşamaktadır. Bu koloniler; kubbelerle kaplı şehirler, yapay atmosfer sistemleri ve ileri biyoteknoloji sayesinde ayakta durmaktadır. Ancak her şey bu kadar kontrollü ve düzenli görünse de, Mars hâlâ insana ait olmayan bir gezegendir ve bilinmeyene karşı sessiz bir tehdit barındırmaktadır.
Bir gün, Mars’ın uzak ve daha önce keşfedilmemiş bir bölgesinde, kaynağı ve amacı bilinmeyen gizemli bir nesne ortaya çıkar. İlk başta sıradan bir jeolojik anomali sanılan bu oluşum, kısa sürede olağanüstü özellikler sergilemeye başlar:
– Fizik kurallarına uymayan enerji dalgalanmaları,
– İnsan zihniyle etkileşime giren tepkiler,
– Zaman ve mekân algısını bozan etkiler…
Bu nesnenin varlığı yalnızca Mars’taki kolonilerde paniğe yol açmakla kalmaz, Dünya’da da küresel bir alarma neden olur. GUA, nesneyi kontrol altına almak için acil protokoller başlatırken, bilim insanları onun dünya dışı bir zekâya mı ait olduğu, yoksa insanlığın hiç bilmediği bir doğa yasasının ürünü mü olduğu sorusuna cevap aramaya başlar.
Ancak çok geçmeden acı bir gerçek ortaya çıkar:
Bu nesne sadece keşfedilmeyi bekleyen bir kalıntı değildir.
İnsanlığın varlığını, evrendeki yerini ve geleceğini sorgulatan bir anahtar niteliği taşımaktadır.
Mars’taki kolonilerde yaşayan insanlar, artık sadece hayatta kalma mücadelesi vermekle kalmayacak; Dünya’daki insanlıkla birlikte tek bir kaderi paylaşmak zorunda kalacaktır. Nesne, iki gezegen arasındaki hassas dengeyi tehdit ederken, bazıları onu insanlığın evrimindeki bir sonraki adım olarak görür, bazıları ise mutlak bir yok oluşun habercisi olduğuna inanır.
Bu hikâye;
insanın bilinmeyene olan açgözlü merakı,
kontrol etme arzusu,
ve tanrısal güce dokunmanın bedeli üzerine kurulu,
Mars ile Dünya’yı birbirine bağlayan epik, felsefi ve gerilim dolu bir bilimkurgu anlatısıdır.
Ve artık tek bir soru vardır:
İnsanlık bu keşfe hazır mıdır, yoksa kendi sonunu mu uyandırmıştır?
Just a Bit Espers
Bunta, bir zamanlar sıradan bir maaşlı çalışandı. Her sabah aynı saatte trene biner, aynı kahveden alır, aynı masada otururdu. Ancak bir gün, o düzenli hayat aniden yıkıldı.
Şirketten kovuldu, ailesini kaybetti, birikimleri tükendi. Artık yalnızdı sokak lambalarının altında, internet kafelerin karanlık köşelerinde uyuyarak günlerini geçiriyordu.
Tam umudunu tamamen kaybettiği bir anda, gizemli bir e-posta aldı.
Gönderen: “Nonamare Corporation”
Konu: “Mülakat Daveti İnsanlığın Geleceği İçin.”
Ne olduğunu anlamadan mülakata katıldı.
Ve tuhaf bir şekilde, son aşamayı da geçti.
Artık Bunta, dünyayı kurtarmakla görevlendirilmiş “hafif bir esper”di yarı psişik güçlere sahip, ama tam olarak ne yapması gerektiğini bilmeyen bir “kahraman adayı.”
Şirketin sağladığı lojmanda, “yabancı” olduğunu iddia eden, garip bir şekilde duygusuz ama büyüleyici bir kadınla birlikte yaşamaya başladı.
Ancak işe başlamadan önce ona tek bir kural hatırlatıldı:
“İnsanlara aşık olma.”
Zaman geçtikçe Bunta, Nonamare’nin ardındaki gerçeği ve bu “kuralın” nedenini sorgulamaya başlar.
Görevleri ilerledikçe, karşısına çıkan olaylar insan duygularının en karanlık yönlerini yansıtır.
Kurtuluş için mücadele ederken, kendini bir kez daha en tehlikeli şeye yakalanmış halde bulur:
Aşka.
Watashi no Otto to Kekkon Shite
Misa, hayatı boyunca başkalarının gölgesinde yaşamıştır. En yakın arkadaşına sonsuz bir sadakatle bağlanmış, kocasına ise sorgusuz sualsiz güvenmiştir. Ancak bir gün, en büyük iki güvencesinin eşi ve en yakın arkadaşı gizli bir ilişkisi olduğunu öğrenir. Bu ihanetin yıkıcı etkisiyle yaşanan bir olay sonucu Misa hayatını kaybeder.
Ama bu son değildir.
Misa, gözlerini açtığında kendini on yıl öncesine, her şeyin henüz başlamadığı zamana geri dönmüş halde bulur. Artık hayatının kontrolünü eline almayı, bir figüran değil kendi hikâyesinin başrolü olmayı kafasına koyar. Ve yeni planı nettir: İhanet eden eşini ve arkadaşını zorla birbirleriyle evlendirecek, böylece birbirlerinin gerçek yüzleriyle yüzleşip hayat boyu mutsuz olacaklardır.
Yeni hayatında, kariyerine daha fazla odaklanmaya karar verir. Çalıştığı şirkette karizmatik ve ketum yönetmeniyle yolları kesiştiğinde ise, intikam planları kadar kalbinin de değişmeye başladığını fark eder. Yönetmen ona sadece destek olmakla kalmaz, aynı zamanda Misa’nın kendisini tanımasına, gerçek arzularını keşfetmesine yardım eder.
İntikam ve ikinci şans arasında kalan Misa, geçmişin gölgesinde mi yaşayacak yoksa kendi ışığını mı seçecek?