
Seo Jun Gyeong, bekâr ve başarılı bir kadın doğum uzmanıdır. Mesleğinde saygı gören, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayata sahip, çekici ve kendinden emin bir kadındır. Ancak bu mükemmel görüntünün ardında, kimseyle paylaşamadığı derin bir yalnızlık gizlidir.
Yedi yıl önce yaşanan ve ailesinin dağılmasına neden olan bir kazanın ardından, Jun Gyeong her şeyi geride bırakıp ailesinden kaçmıştır. Bu olay, onun kalbine gömdüğü ve itiraf etmekten korktuğu en büyük sırrıdır. Gerçeğin ortaya çıkmasından duyduğu korku, onu daha sert, daha mesafeli ve daha güçlü görünmeye zorlar. Ne kadar başarılı olursa olsun, ne kadar kalabalıkların içinde yer alırsa alsın, içindeki boşluk hiç dolmaz.
Tam da bu yalnızlığın en derin noktasında, Jun Gyeong’un karşısına bir adam çıkar.
Bu adam, onun geçmişini değil belki ama yalnızlığını gerçekten görebilen tek kişidir. Kimsenin fark etmediği kırılganlığını, bastırdığı acılarını ve kaçtığı gerçeği hisseder.
Bu karşılaşma, Jun Gyeong’u kaçtığı duygularla yüzleşmeye zorlar.
Güçlü kalmak mı, yoksa sonunda dürüst olmak mı?
Geçmişten saklanmak mı, yoksa biri tarafından gerçekten görülmeyi kabul etmek mi?
Seo Jun Gyeong için bu, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; kendini affetme, geçmişle yüzleşme ve yeniden ait olabilme mücadelesidir.


giriÅŸ yap.