Japon lise öğrencisi Hirose Hana (Kanon), çocukluğundan beri en büyük hayalini kurar: K-pop dünyasının en büyük yıldızlarını yetiştiren bir menajer olmak. Bu hayalini gerçekleştirmek için, Kore eğlence sektörünün yetenek mabedi sayılan Segi Sanat Lisesine transfer olur. Okul; dansın, müziğin, rekabetin ve hayallerin sürekli çarpıştığı bir arenadır.
Hana, ilk günlerinde şaşırtıcı derecede hızlı uyum sağlar. Hatta okulun en parlak yıldız adaylarından biri olan, hem yakışıklılığı hem de müzik yeteneğiyle dikkat çeken Koo Eun Ho (Ahn Jun Won) ile beklenmedik, sıcak bir arkadaşlık kurar. İkili zamanla birbirlerinin hem güçlü hem de zayıf yanlarını fark eder; Hana, Eun Ho’nun disiplinine hayran olurken, Eun Ho da Hana’nın içtenliğine ve çalışma azmine çekilir.
Ancak Segi Sanat Lisesi göründüğü kadar parıltılı değildir.
Başarı, burada dost değil; rekabetin en büyük yakıtıdır.
Hana kısa sürede fark eder ki:
Birinin parlaması, diğerinin gölgede kalması demektir.
Bu nedenle, birkaç öğrenci onun yükselişini kıskanarak ona karşı cephe almaya başlar.
Daha da kötüsü…
Hana’nın uzun süredir saklamaya çalıştığı bir sırrı vardır — ve okuldan biri bu sırrı öğrenmiş, uygun anda ifşa etmekle tehdit etmektedir. Hana’nın hayalleri bir anda tehlikeye girer. Tek bir ifşa, sadece kariyerini değil, Kore’ye geliş nedenini bile mahvedebilir.
Artık Hana şu soruyla yüzleşmek zorundadır:
Bu acımasız rekabet ortamında yalnız mı savaşacak, yoksa yeni arkadaşları — özellikle de Eun Ho — ona hayallerine ulaşması için destek mi olacak?
Segi Sanat Lisesi’nde aşk, rekabet, dostluk ve ihanet iç içe geçerken, Hana hayatının en büyük sınavıyla karşı karşıyadır.
Matsuri Amamiya, annesinin yeniden evlenmesiyle birlikte kendini karmaşık bir ailenin içinde bulur. Üvey kardeşleri, herkesin tanıdığı ünlü üçüzlerdir: biri popüler bir şarkıcı, diğeri sporun yıldızı, bir diğeri ise dâhi bir öğrenci. Ancak dışarıdan kusursuz görünen bu üçlü, evin içinde sürekli kavga eden, birbirleriyle bağlarını koparmış halde yaşayan gençlerdir.
Matsuri, parçalanmış bu aileyi bir araya getirme hayali kurar. Sıcak kalbi ve sabırlı tavırlarıyla üçüzlerin arasındaki buzları yavaş yavaş eritmeye başlar. Küçük jestleri, aile yemeklerinde kurduğu köprüler ve kavgaları tatlı dille çözme çabaları sayesinde kardeşlik bağları yeniden filizlenir.
Tam her şey yoluna girmeye başlarken, üçüzlerden biri Matsuri’ye beklenmedik bir şekilde aşkını itiraf eder. Bu itiraf, Matsuri’nin kurmaya çalıştığı hassas dengeyi altüst etme tehlikesi taşır. Aile bağları mı ağır basacaktır, yoksa kalbinin sesi mi?
1980’lerin renkli ama bir o kadar da zor günlerinde, bir adamın kalbini sarsan ilk aşk hikâyesi, iki genç kadın otobüs rehberinin kaderleriyle kesişir.
Bir yanda hayat dolu, neşeli ve hayallerine sıkı sıkıya bağlı Ji-young, diğer yanda olgun, sorumluluk sahibi ama içinde kırılganlıklar taşıyan Mi-sook vardır. İkisi de otobüslerde yolculara rehberlik eden genç kadınlardır. Bir gün, tesadüfen aynı adamla yolları kesişir: saf, umut dolu ve ilk aşkını arayan Hyun-woo.
Hyun-woo’nun hayatına girmesiyle, bu üç gencin dünyası değişir. Ji-young ona aşkın heyecanını ve özgürlüğünü tattırırken, Mi-sook ona sadakatin, fedakârlığın ve derin bir sevginin ne demek olduğunu gösterir. Ancak Hyun-woo’nun kaderi, yalnızca birini seçmek değil, her iki kadının da hayatında unutulmaz bir iz bırakmaktır.
Arka planda ise 1980’lerin gençliğinin parıltısı vardır: diskolarda çalan şarkılar, renkli moda, ilk maaş heyecanı, hayallerle dolu günler… Hepsi kahkahalar, dostluklar ve gözyaşlarıyla harmanlanır.