Keşfet
Sıradaki dizini bul.
Türe, yıla ve ülkeye göre süz; beğendiğin sırada listele.
Filtreler:
2024–2026
A Hundred Memories
1980’lerin renkli ama bir o kadar da zor günlerinde, bir adamın kalbini sarsan ilk aşk hikâyesi, iki genç kadın otobüs rehberinin kaderleriyle kesişir.
Bir yanda hayat dolu, neşeli ve hayallerine sıkı sıkıya bağlı Ji-young, diğer yanda olgun, sorumluluk sahibi ama içinde kırılganlıklar taşıyan Mi-sook vardır. İkisi de otobüslerde yolculara rehberlik eden genç kadınlardır. Bir gün, tesadüfen aynı adamla yolları kesişir: saf, umut dolu ve ilk aşkını arayan Hyun-woo.
Hyun-woo’nun hayatına girmesiyle, bu üç gencin dünyası değişir. Ji-young ona aşkın heyecanını ve özgürlüğünü tattırırken, Mi-sook ona sadakatin, fedakârlığın ve derin bir sevginin ne demek olduğunu gösterir. Ancak Hyun-woo’nun kaderi, yalnızca birini seçmek değil, her iki kadının da hayatında unutulmaz bir iz bırakmaktır.
Arka planda ise 1980’lerin gençliğinin parıltısı vardır: diskolarda çalan şarkılar, renkli moda, ilk maaş heyecanı, hayallerle dolu günler… Hepsi kahkahalar, dostluklar ve gözyaşlarıyla harmanlanır.
You and Everything Else
Gençlik yıllarından yetişkinliğe uzanan yolculukta, iki yakın arkadaş arasında sıcaklık ve gizli bir gerilimle örülü bir bağ oluşur. Birlikte hayaller kurar, tartışır, sonra da hayatın farklı yönlere sürüklediği yetişkinler haline gelirler.
Yıllar sonra kader onları yeniden bir araya getirir. Arkadaşlardan biri ağır bir hastalıkla karşı karşıyadır ve diğerine tek bir ricada bulunur:
“Son günlerimde yanımda kalır mısın?”
Bu yeniden buluşma, sadece vedalaşmanın değil, geçmişle yüzleşmenin de kapısını aralar. Kahkahalarla hüzünlü anılar iç içe geçerken, ikisi de dostluklarının aslında ne kadar derin ve dönüştürücü olduğunu yeniden keşfeder.
Hikâye, ayrılıkla değil; hayatı kutlamanın, affetmenin ve sevginin en saf hâlini anlamanın öyküsüdür.
The Journey of Legend
Dövüş sanatları romanlarına tutkuyla bağlı genç Xiao Mingming, bir gün kendini okuduğu hikâyelerden birinin içinde bulur. Artık o, romanın kahramanı Xiao Qiushui’dir. Yepyeni bir kurgusal dövüş sanatları dünyasında, genç ve idealist bir delikanlı olarak yolculuğa başlar.
Başlangıçta heyecanlı ama tecrübesiz olan Xiao Qiushui, çıktığı yolda dostluklar kurar, düşmanlarla yüzleşir ve hayatın zorluklarıyla olgunlaşır. Kimi zaman ihanete uğrar, kimi zaman da ummadığı destekçiler bulur. Her mücadele, hem dövüş yeteneklerini hem de karakterini şekillendirir.
Zamanla, sıradan bir hayalperest gencin; adalet, sorumluluk ve fedakârlıkla yoğrularak asil bir kahramana dönüşümünün hikâyesi anlatılır. Onun yolculuğu sadece kılıç ve yumruklarla değil, aynı zamanda kalbiyle verdiği sınavlarla da doludur.
The Dark Dice
Bir oyun… sıradan görünen ama ölümcül sonuçlar doğuran bir oyun.
Gizemli bir zar masaya bırakıldığında, artık şansa yer yoktur; her atış hayatla ölüm arasındaki çizgiyi belirler.
Oyuncular, kazanmak için yalnızca zekâlarını ve cesaretlerini değil, birbirlerine olan güvenlerini de sınamak zorundadır. Ancak bu oyunda güvenmek, ihanete davetiye çıkarmak demektir. Her köşede yeni bir tuzak, her hamlede yeni bir kayıp bekler.
Hayatta kalmak için savaşacaklar, birbirlerini kandıracaklar ve en karanlık yönleriyle yüzleşecekler. Çünkü bu zar oyunu, yalnızca kazananı değil, kaybedeni de seçer.
Tempest
Kore Yarımadası, barışın eşiğinde olduğu kadar kaosun da kıyısındadır.
Ülkenin kaderini değiştirecek bir saldırı, yıllar boyunca inşa edilen dengeyi yerle bir etmek üzeredir.
Seo Munju —uluslararası alanda saygı gören, keskin zekâsı ve stratejik becerileriyle tanınan bir diplomat, aynı zamanda eski ABD Büyükelçisi.
Sanho —kimsenin gerçek yüzünü bilmediği, sırlarla çevrili bir uluslararası özel ajan.
Farklı geçmişlerden gelen bu iki güçlü karakter, zamanla birbirlerine güvenmeyi öğrenerek, saldırının ardındaki komplonun merkezine inmeye çalışır. Ancak bulacakları gerçek, yalnızca ulusal güvenliği değil, aynı zamanda kendi hayatlarını da tehdit edecektir.
Fall in You
Bir gece… şüpheli bir kaza… Ve her şeyini kaybeden genç bir kadın.
Qiao Yan, anne babasının ölümünün sıradan bir kaza olmadığını bilir. Gerçeği öğrenmek için tek bir yolu vardır: onu ailesinden koparan o karanlığın kaynağına, yani Gu ailesinin görkemli ama tehlikeli dünyasına sızmak.
Qiao Yan’ın en büyük şüphesi, soğuk bakışları ve gizemli tavırlarıyla çevresine duvarlar ören Gu Jingyuan’a yönelir. Unvan gereği onun “küçük amcası”dır ama kan bağından çok sırlarla bağlıdır. Yanıtları ararken, kendini hiç ummadığı bir şekilde Jingyuan’la aynı safta bulur.
Birlikte, Gu ailesinin gömdüğü karanlık geçmişi ortaya çıkarırken yalnızca adalet için değil, kendi özgür gelecekleri için de savaşmak zorunda kalırlar.
First Choice
Beş yıl önce yollarını ayırdılar…
Huo Ling, gururu ve dürüstlüğüyle tanınan güçlü bir patrondur. Kalbi saf olsa da duygularını ifade etmede zorluk çeker.
Bai Luoan ise aklıyla hareket eden, dışarıdan soğuk ve ulaşılmaz görünen bir iş kadınıdır.
Birbirlerini sevseler de, aynı çatı altında kalmayı başaramamış ve ayrılığı seçmişlerdir. Fakat kader, onları beş yıl sonra yeniden karşı karşıya getirir.
Geçmişin kırgınlıkları ile bugünün değişen hayatları arasında, aşkları için ikinci bir şans mümkün olacak mıdır? Yoksa gurur ve soğukluk onları bir kez daha ayıracak mıdır?
Luminosity behind the Palace
Saray duvarlarının ardında yalnızca ihtişam değil, kan ve ihanet de saklıdır.
Asilzade bir kadın olan Su Leyu, kaderin oyunu sonucu tahtı zorla ele geçiren Prens Yin Changyan ile evlenmek zorunda kalır. Bu evlilik, Leyu’yu hem güç mücadelelerinin hem de ölümcül entrikaların tam ortasına sürükler.
Ancak Su Leyu’nun kalbinde tek bir ideal vardır: eşitlik. Halkın sesi olmayı seçen Leyu, sarayda gizlenen karanlık sırları çözmeye başladığında, darbeyle tahta çıkan Changyan’ın sandığından farklı biri olduğunu keşfeder.
Zamanla birbirine güvenmeyi öğrenen ikili, yalnızca aşklarını değil, krallığın geleceğini de yeniden inşa etmek için yan yana durur. Eski rejimi yıkmak, yeni bir düzen kurmak ve halkı özgürleştirmek için birlikte savaşacaklardır.
Confidence Queen
Kurnaz kötüler, sinsice kurulan tuzaklar ve sessizce acı çeken kurbanlarla dolu karanlık bir dünyada üç sıra dışı dolandırıcı, açgözlülüğün pençesine karşı kendi yöntemleriyle mücadele ediyor. Onların tek kuralı var: yalnızca kötülerden çalmak. Ne kişisel intikam peşindeler ne de masumları hedef alıyorlar. Onlar için suç, zekâ ve cesaretle oynanan bir oyun; adalet ise çoğu zaman sahnelenmiş, zekice planlanmış bir numara.
Bu dünyanın merkezinde, “Özgüven Kraliçesi” lakabıyla tanınan, keskin zekâsı ve karizmatik liderliğiyle dikkat çeken Yi-rang var. O, her hamlesini bir satranç ustası gibi hesaplayan, rakiplerini daha ilk hamlede alt etmeyi bilen bir lider. Yanında yılların tecrübesiyle soğukkanlılığını hiç kaybetmeyen, planlarını en ince ayrıntısına kadar kusursuzlaştıran profesyonel James bulunuyor. Ekibin üçüncü halkası ise sıradan gibi görünen ama gizli yetenekleriyle herkesi şaşırtan Gu-ho. Saf görünümlü, içine kapanık halleriyle düşmanlarını kandırırken, ekibin en beklenmedik kozu haline geliyor.
Onların dünyasında hiçbir şey göründüğü gibi değil. Gördüğünüze güvenmeyin, çünkü her bakışın ardında başka bir plan gizli olabilir. Ve asla unutmayın: Bir dolandırıcıya asla kanmayın.
Queen Mantis
Cha Su-yeol, başarılı bir polis memurudur. Fakat hayatı boyunca taşıdığı en büyük yük, annesidir: kanlı geçmişiyle tüm ülkeyi dehşete düşürmüş olan, ünlü seri katil “Mantis”. Su-yeol, annesini reddederek, ondan uzak durarak ve adaletin yanında durarak kendine bambaşka bir yol çizmiştir.
Ama bir gün, şehirde yeni bir katil ortaya çıkar. Kurbanlarını seçme yöntemi ve işlediği cinayetler, tüyler ürpertici şekilde Mantis’in suçlarını taklit etmektedir. Polis teşkilatı çaresiz kalırken, Su-yeol kendini imkânsız bir seçimle yüz yüze bulur:
Kendisinin en çok nefret ettiği kişiye, yani annesine dönmek.
Adalet uğruna annesiyle işbirliği yapmak, Su-yeol’un hem mesleğini hem de vicdanını sarsacaktır. Fakat kopya katili durdurmanın tek yolu, “orijinal canavarın” aklına başvurmaktır.
“Katil annene güvenebilir misin? Yoksa seni de kurban mı seçecek?”