Keşfet
Sıradaki dizini bul.
Türe, yıla ve ülkeye göre süz; beğendiğin sırada listele.
Netsuai Prince
Matsuri Amamiya, annesinin yeniden evlenmesiyle birlikte kendini karmaşık bir ailenin içinde bulur. Üvey kardeşleri, herkesin tanıdığı ünlü üçüzlerdir: biri popüler bir şarkıcı, diğeri sporun yıldızı, bir diğeri ise dâhi bir öğrenci. Ancak dışarıdan kusursuz görünen bu üçlü, evin içinde sürekli kavga eden, birbirleriyle bağlarını koparmış halde yaşayan gençlerdir.
Matsuri, parçalanmış bu aileyi bir araya getirme hayali kurar. Sıcak kalbi ve sabırlı tavırlarıyla üçüzlerin arasındaki buzları yavaş yavaş eritmeye başlar. Küçük jestleri, aile yemeklerinde kurduğu köprüler ve kavgaları tatlı dille çözme çabaları sayesinde kardeşlik bağları yeniden filizlenir.
Tam her şey yoluna girmeye başlarken, üçüzlerden biri Matsuri’ye beklenmedik bir şekilde aşkını itiraf eder. Bu itiraf, Matsuri’nin kurmaya çalıştığı hassas dengeyi altüst etme tehlikesi taşır. Aile bağları mı ağır basacaktır, yoksa kalbinin sesi mi?
Suiyobi 22-ji dake no Kare
Natsumi, sakin ve kendi halinde bir kadındır. Aşk konusunda utangaç ve içine kapanıktır, duygularını ifade etmekte zorlanır. Bir gün bir içki partisinde Haruto adında biriyle tanışır. Gece ilerledikçe Haruto sarhoş olur ve farkında olmadan başını Natsumi’nin omzuna koyarak uyuyakalır. Natsumi şaşkın ama bu masum yakınlıktan etkilenmiştir.
Ancak asıl tuhaflık bundan sonra başlar. O geceden sonra, Haruto her çarşamba akşamı saat 10:00’da Natsumi’nin evine gelir tek amacı onun omzunda uyumaktır. Natsumi, bu garip rutine önce anlam veremez, ama bir şekilde “çizgiyi aşmadan” gelişen bu samimiyet hoşuna gitmeye başlar.
Yine de Natsumi'nin içinde bir çelişki vardır. Kalbinde yavaş yavaş Haruto’ya karşı bir şeyler hissetse de, "Ne düşündüğümü anlayamayan erkeklerden hoşlanmam!" kuralını kendine sıkı sıkıya hatırlatır. Haruto ise duygularını açıkça ifade etmeyen, zaman zaman dalgın ama içten biridir. Aralarındaki ilişki, romantik ama bir o kadar da beceriksizce ilerler.
Revenge Boyfriend
Hattori Maika, Tokyo’nun elit otellerinden biri olan Bird Left’te çalışkanlığı ve zarafetiyle tanınan, içe dönük ama duygusal biri olarak bilinir. İş yerindeki yoğun temponun arasında ona tutunma hissi veren tek şey, gizlice birlikte olduğu meslektaşı Matobe Narimitsu ile yaşadığı ilişkidir. Ancak bir gün, Maika'nın dünyası başına yıkılır: Narimitsu’nun aynı şirkette başka bir kadınla da ilişki yaşadığını öğrenir. Kalbi kırılmış, gururu incinmiş ve tüm inancı sarsılmıştır.
Tam bu sırada otelin yeni CEO’su Satori Shun sahneye çıkar. Karizmatik ama soğukkanlı tavırlarıyla tanınan Shun, Maika’ya ilginç bir teklif sunar: Eğer Maika, onun sevgilisi rolünü oynarsa, hem ailesinin dayattığı evlilikten kaçmasına yardım etmiş olur hem de Narimitsu’yu kıskandırarak intikamını alabilir. Maika tereddüt etse de, kırık kalbinin içinde bu sahte oyuna “evet” demeyi seçer.
Ancak sahte ilişkiler genellikle planlandığı gibi gitmez. Maika ve Shun, zamanla birbirlerinin yaralarını sarmaya başlarken, aralarındaki çizgiler bulanıklaşır. Ofis dedikoduları, aile baskıları, eski aşkların hayaletleri ve gerçek duygularla yüzleşmek zorunda kalırlar.
Aşkın sahte olup olmadığını kim belirler? Kalp, bir oyunun içinde bile gerçekten sevebilir mi?
The Reason We Fall in Love
Reklam sektöründe çalışan Morita Aoi, şirketteki üçüncü yılını doldurmuştur. Uzun boyu, Japonya'daki geleneksel güzellik anlayışına pek uymayan bir özelliktir ve Aoi, bu yüzden sıklıkla kadınlar arasında bir istisna olarak görülüp dışlanmıştır. Boyunun getirdiği özgüven eksikliği, yıllarca onu rahatsız eden bir konu olmuştur. Çoğu zaman, kendisini diğer kadınlardan farklı, hatta eksik hissederek, sosyal ortamlardan uzak durmuştur.
Bir gün, işe giderken, şirketin asansöründe beklerken iş yerindeki müdürü ona, boyunun alışılmadık uzunluğuna dair küçümseyici bir şaka yapar. Bu, Aoi’yi yine rahatsız eder. Ancak tam o sırada, hiç beklemediği bir şey olur: Asansöre binen, genellikle mesafeli ve soğuk biri olarak tanınan satış müdürü Kurosawa Tomonari, müdürüne karşı çıkar. Kurosawa'nın doğrudan ve bazen sert olan iletişim tarzı, onu pek de sevimli birisi yapmaz, ancak hiç kimse onun başkalarına olan içten ilgisini bilmez. O, her zaman duygularını saklayan, yalnızca işine odaklanmaya çalışan bir adamdır.
Kurosawa'nın Aoi'yi savunması, onun dünyasını altüst eder. Bu olay, Aoi'nin gözünde Kurosawa'yı farklı bir ışıkta görmesini sağlar. Tomonari'nin, dışarıdan soğuk ve mesafeli görünümünün aksine, aslında başkalarına karşı derin bir empati beslediğini fark etmeye başlar. Zamanla, Aoi, Tomonari'yi daha yakından tanımak ister ve aralarındaki mesafeyi aşarak ona karşı bir çekim hissetmeye başlar. Ancak Aoi, duygularını tam olarak anlamakta zorlanır. Hem çekingenliği hem de Kurosawa'ya duyduğu ilgi arasında bir denge kurmaya çalışırken, kafası karışır.
Tomonari ise, ilişkiler konusunda uzun süre uzak kalmıştır. Kendisini daha çok işine adayan, kişisel ilişkilerden ve duygusal karmaşalardan kaçınan biridir. Ancak, Aoi'nin etrafında gelişen olaylara kayıtsız kalması gitgide zorlaşır. İçindeki duygularla yüzleşmeye başladığında, Aoi'ye karşı hissettiği kıskanlık ve bağlılık, onu beklenmedik bir şekilde duygusal bir çıkmaza sokar. Tomonari, ilişkilere ve aşka uzak durmayı tercih etse de, Aoi'ye karşı beslediği duyguların farkına varmakta zorlanır.
İkisi de birbirlerine karşı hissettikleri duyguları anlamaya çalışırken, aralarındaki ilişki yavaşça dönüşür. Ama bu karmaşık duygular, hem Aoi hem de Tomonari için bir dizi içsel çatışmaya yol açar. Aoi'nin uzun yıllar boyunca özgüven sorunları yaşaması ve Tomonari'nin duygusal mesafesi, bu iki insanın birbirlerine yaklaşmasını zorlaştırır. Birbirlerine aşık olmaları, aralarındaki sınırları aşmak ve en büyük korkularıyla yüzleşmek zorunda kalacakları bir yolculuğa çıkar.
Peki, bu iki kişi, sonunda birbirlerine kalpten bağlı bir şekilde aşık olabilecekler mi? Yoksa geçmişlerinin yaraları, aralarındaki ilişkinin önünde bir engel olarak mı kalacak?