Keşfet
Sıradaki dizini bul.
Türe, yıla ve ülkeye göre süz; beğendiğin sırada listele.
Pull Strings
Büyük İlâhların Mühürlenmesi Savaşı'nın patlak vermesinden önceki kaotik çağda yeniden doğan Li Chang Shou, bu dünyada kahraman olmak ya da büyük bir şöhrete kavuşmak gibi bir arzu taşımaz. Tek isteği, mümkün olduğunca dikkat çekmeden uzun ve huzurlu bir hayat yaşamaktır. Bu nedenle diğer yetişimcilerin aksine son derece temkinlidir; kaderin kendisine biçtiği büyük bir rol olmadığını düşünerek beladan, düşmanlıklardan ve gereksiz risklerden uzak durmaya çalışır.
Chang Shou hayatta kalabilmek için yeteneklerini gizler, rakiplerinin gerçek güçlerini önceden hesaplar, çeşitli kaçış planları hazırlar ve hatta zehirler geliştirir. Onun için en güvenli savaş, hiç başlamayan savaştır. Ancak ne kadar dikkatli davranırsa davransın, yaptığı küçük hamlelerin sonuçları zamanla çok daha büyük olaylara yol açar. Dünyayı sarsabilecek olayların ortasında bile amacını değiştirmez: İşini bitirir bitirmez ortadan kaybolmak ve kimsenin dikkatini çekmemek.
Dağında sakin bir şekilde yetişimini tamamlayıp ölümsüzlüğe ulaşmayı planlayan Chang Shou'nun düzeni, ustasının beklenmedik bir karar vermesiyle bozulur. Ustası, “Hayatımız çok sıradan” diyerek eve küçük bir kız öğrenci getirir ve Chang Shou artık bir shimei sahibi olur.
Yeni öğrencinin gelişiyle birlikte dikkatlice kurduğu yalnız ve güvenli yaşam planı altüst olur. Artık hem kendi sırlarını korumak hem de yeni yol arkadaşını tehlikelerden uzak tutmak zorundadır. Ancak onun istemeden attığı her adım, kaderin büyük olaylarını birbirine bağlamaya başlar.
“My Senior Brother Is Too Steady”, Yan Gui Zheng Zhuan'ın aynı adlı web romanından uyarlanan; yetişim, komedi, strateji ve fantastik macerayı bir araya getiren bir hikâyedir. Ana karakterin “kahraman olmak istemeyen ama sürekli dünyayı kurtarmak zorunda kalan” temkinli yapısı, eserin en belirgin ve eğlenceli yönlerinden biridir.
Mystic Nine
Zhang ailesine ait gizemli 401. Birlik hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolunca, Dokuz Kapı'nın efsanevi liderlerinden Zhang Qi Shan, kaybolan ekibi bulmak için tehlikeli bir göreve çıkar. Yanına Dokuz Kapı'nın en seçkin üyelerini alan Zhang Qi Shan, sayısız efsaneye konu olan ve geri dönenin neredeyse hiç olmadığı esrarengiz World-Parting Tower'a girer.
Kulenin derinliklerine indikçe ekip, ölümcül tuzaklar, açıklanamayan doğaüstü olaylar ve zaman ile mekânın kurallarını altüst eden gizemlerle karşılaşır. Her kat, yalnızca fiziksel güçlerini değil, iradelerini ve birbirlerine olan güvenlerini de sınayan yeni tehlikeler barındırmaktadır. Kaybolan 401. Birlik'in ardında yatan gerçeği ortaya çıkarmaya çalışırken, kuleyi kontrol etmek isteyen farklı güç odaklarıyla da amansız bir mücadeleye girişirler.
İlerledikçe geçmişte saklanan sırlar ve Zhang ailesinin kaderini değiştirecek gerçekler gün yüzüne çıkmaya başlar. Ancak kule, yalnızca cesaret isteyen bir labirent değil; aynı zamanda insanın korkularıyla yüzleştiği ölümcül bir sınavdır. Gizem, aksiyon ve doğaüstü unsurları bir araya getiren hikâye, Zhang Qi Shan ve müttefiklerinin hem kayıp ekibi kurtarmak hem de Dokuz Kapı'nın geleceğini korumak için verdiği nefes kesen mücadeleyi konu alır.
Archives: The Nanyang Mystery
Çin Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında, Nanyang bölgesinde halk arasında korku yaratan bir dizi gizemli olay yaşanmaya başlar. Bu esrarengiz vakaları araştırmakla görevlendirilen Güney Arşivleri ajanları Zhang Hai Yan ve Zhang Hai Xia, görünürde birbirinden bağımsız duran olayların ardında çok daha büyük bir komplonun yattığını fark eder.
Soruşturma ilerledikçe, savaş ağalarının gizlice kullandığı “Alacakaranlık Otu” adlı ölümcül ve gizemli bir bitkinin izine ulaşırlar. Zehir, siyasi entrikalar ve güç mücadeleleriyle bağlantılı bu sır perdesini aralamaya çalışan ikili, kendilerini sürekli büyüyen bir tehlikenin içinde bulur. Her yeni ipucu, onları hem düşmanlarına hem de gerçeğe biraz daha yaklaştırır.
Hayatlarını riske atarak yürüttükleri araştırma sonunda tüm yolların “Nan’an” adlı devasa bir gemiye çıktığını ortaya koyar. Geçmişin sırları, gizli örgütler ve ölümcül planlarla çevrili bu gemi, olayların merkezinde yer almaktadır. Zhang Hai Yan ve Zhang Hai Xia, gerçeği ortaya çıkarmak için zamana karşı amansız bir mücadeleye girişir.
Generation to Generation
Kaderinde cadılık yazılı olan Cai Zhao, sanılanın aksine neşeli ve hayat dolu bir genç kadındır. Ancak doğuştan gelen bu kader, onu Qingque Tarikatı’na katılmaya mecbur bırakır. Katı kurallarla yönetilen, disiplinin ve hiyerarşinin hâkim olduğu bu yapıda bireyselliğe yer yoktur. Cai Zhao, burada büyük bir katliamdan sağ kurtulmuş, içine kapanık ve herkesten şüphe duyan Chang Ning ile tanışır. Geçmişte yaşadıkları onu paranoyak ve mesafeli biri hâline getirmiştir.
Başlangıçta birbirine zıt görünen bu iki karakter, tarikat içindeki tuhaf olaylar ve saklanan gerçekler sayesinde yakınlaşır. Gizli tehlikeleri araştırdıkça, doğrucu ve şeytani tarikatlar arasındaki gerilimin sandıklarından çok daha derin olduğunu keşfederler. Bu süreçte Chang Ning’in gerçek kimliği yavaş yavaş gün yüzüne çıkar ve her şeyin dengesi değişir. Artık sadece hayatta kalmak değil, kaderi yeniden yazmak söz konusudur.
Blood River
Dövüş sanatları dünyasının gölgeleri arasında adından yalnızca fısıltılarla söz edilen bir örgüt vardır: Karanlık Nehir. Üç asil aileden Su, Xie ve Mu oluşan bu örgüt, yıllardır suikastçılar arasında korku ve saygının sembolüdür. Her biri kendi alanında usta olan bu ailelerin liderleri, “Büyük İhtiyarlar” olarak bilinir ve örgütün mutlak dengesini sağlarlar.
Ancak bir gece, bilinmeyen bir zehir Karanlık Nehir’in kalbine sızar.
Büyük İhtiyarlar birer birer zehrin pençesine düşer ve ölümle yaşam arasına sıkışır. Bu haber, örgüt içindeki güç dengelerini yerle bir eder.
Kaosun ortasında, üç ailenin alt kolları iktidar hırsıyla dolup taşar.
Kimileri “yeni bir düzen” kurma bahanesiyle isyan başlatırken, kimileri kendi kan bağlarını bile hiçe sayar.
Bu kargaşada, Örümcek Gölgesi Birliği’nin lideri Su Mu Yu, sadakatle hareket eden az sayıdaki kişiden biridir.
Büyük İhtiyarlar’ı kurtarmak için tek umudu, efsanevi şifacılar diyarı Tıp Kralı Vadisi’ne ulaşmaktır.
Orada yaşayan gizemli şifacı Bai He Huai, tanrısal tedavi gücüyle tanınır ancak aynı zamanda kimseye güvenmeyen bir münzevidir.
Su Mu Yu, hem Bai He Huai’nin yardımını kazanmak hem de yol boyunca gönderilen suikastçıların saldırılarını savuşturmak zorundadır.
Her adımında ihanet, her gölgede ölüm gizlidir.
Ama Su Mu Yu için bu mücadele yalnızca efendilerini kurtarma meselesi değildir. Karanlık Nehir’in onurunu yeniden inşa etme savaşıdır.
Time Raiders
Antik eşya tüccarı Wu Xie, bir gün tesadüfen eline geçen esrarengiz bir ipek metin sayesinde hayatının en büyük macerasına sürüklenir. Bu ipek parşömen, sıradan bir antika değildir; içinde saklı bir harita vardır. Wu Xie, yıllardır tecrübeli bir kaşif olan amcasıyla birlikte, küçük bir ekip kurarak haritanın gizemini çözmek için tehlikeli bir yolculuğa çıkar.
Yol boyunca ölümcül yaratıklarla yüzleşirler, tuzaklarla dolu kadim mağaralardan geçerler ve tarihin tozlu sayfalarında unutulmuş sırların peşine düşerler. Haritanın işaret ettiği yerde ise büyüleyici bir keşif onları beklemektedir: yılan biçiminde bronz bir balık heykeli. Bu gizemli eser, antik bir uygarlığın ve karanlık sırların anahtarıdır.
Tam her şey açığa çıkacakken, Wu Xie’nin amcası, esrarengiz bir kadınla birlikte aniden ortadan kaybolur. Bu ihanet mi, yoksa daha büyük bir planın parçası mıdır? Wu Xie, cevabı bulabilmek için hem kaybolan amcasının peşine düşmek hem de haritanın ardındaki daha derin ve karanlık gerçeği ortaya çıkarmak zorundadır.
Returned Master
Ailesi acımasızca katledilen Li Jianwei, hayatta kalmak için kimliğini gizler. Ancak sıradan bir kaçış planı değil bu... O artık görkemli başkentteki seçkin bir pavyonda çalışan zarif bir konsolosa (erkek kılığına girmiş kadın değil, tam tersi: kadın kılığına girmiş bir adam) dönüşür. Güzelliği, zarafeti ve zekâsıyla kısa sürede dikkat çeker; ama onun asıl hedefi bellidir: Ailesinin ölüm emrini veren yüksek rütbeli bir devlet adamı.
Li Jianwei, intikam için sabırla beklerken, hedefinin en mahrem sırlarına adım adım yaklaşır. Ancak zamanla her şey karmaşık bir hâl alır. Çünkü intikamına en çok yaklaştığı anda, ona güvenen masum insanları da kandırmakta olduğunu fark eder. Özellikle, düşmanının kızı olan saf ve idealist genç bir kadının kalbini kazandığında, intikam ile vicdan arasında sıkışır.
Li Jianwei'nin kadın kimliği ardında yürüttüğü bu çift yaşam, entrikalar, ihanetler ve duygusal çatışmalarla örülüdür. Kimi zaman aşk, kimi zaman acı geçmişi onu sarsar. Fakat her defasında tek bir soru yankılanır zihninde: “İntikam mı daha ağır, yoksa hakikat mi?”
The Seven Relics of Omen
"Uğursuz Yedili: Fengzi Sırrı"
(Weiyu’nun Uğursuz Yedili Kalıntıları adlı romanından uyarlanmıştır)
Kadim zamanlarda, Fengzi Sırtı'na gökten gizemli bir madde indi. Parazit gibi insan bedenine nüfuz edebilen bu madde, kalpleri çarpıtarak sahibini kötülüğe sürüklüyordu. Yıllar sonra, bu uğursuz kalıntılar yeniden ortaya çıktı ve şehirde ardı ardına tuhaf ve vahşi cinayetler yaşanmaya başladı.
Bu doğaüstü krizin ortasında, beş farklı geçmişe sahip ama yüreği cesaretle dolu genç, kaderin ince oyunlarıyla bu karanlık döngüye çekilir:
Mu Dai, geçmişiyle yüzleşmek isteyen bir araştırmacı;
Luo Ren, adalet duygusuyla yanıp tutuşan genç bir dövüşçü;
Thirteen-Thousand, gizemli bir geçmişe sahip serseri ruhlu bir savaşçı;
Yan Hongsha, sivri zekâsıyla her belaya çözüm bulan bir stratejist;
ve Cao Yanhua, sarsılmaz sadakatiyle grubun kalbi.
Bir araya gelerek Anka Timi (Phoenix Squad)'ni kurarlar ve uğursuz kalıntıları yok etmek için tehlikeli bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculukta, yalnızca doğaüstü varlıklarla değil, kendi içlerindeki karanlıkla da yüzleşmek zorundadırlar.
Hayat ile ölüm arasındaki ince çizgide defalarca sınanırken, Luo Ren ve Mu Dai birbirlerinin yaralarını sarmaya başlar ve gerçek bir bağ kurarlar. Her mücadele, onları hem birbirlerine hem de kendi içlerindeki güce daha da yakınlaştırır.
"Uğursuz Yedili: Fengzi Sırrı", dostluğun, cesaretin ve karanlıkla savaşmanın epik bir öyküsüdür. Genç kahramanlarımız, sadece dünyayı değil, kendi kalplerini de kurtarmak zorundadır.
Fox Spirit Matchmaker: Love in Pavilion
Bu hikâye, iki büyük ailenin liderleri olan Dongfang Huaizhu ve Wangquan Hongye'nin öyküsünü anlatıyor.
İnsanlar ve iblisler arasındaki çatışmaların dorukta olduğu kaotik bir dönemde,
bu iki güçlü figür, dünyaya yeniden barış getirmek ve Birlik İttifakı'nı canlandırmak için omuz omuza verir.
Yedinci ayın yedinci günü, Huai Nehri kıyısındaki Bambu Köşkü'nde buluşurlar.
O an, kaderleri birbirine kılıçların kınları gibi sıkıca kenetlenir;
bir daha asla ayrılmayacak şekilde birbirlerine bağlanırlar.
Bu buluşma, sadece iki liderin ittifakı değil, aynı zamanda kuşaklar boyu anlatılacak en içten vaatlerin de başlangıcı olur.
Dostluk, fedakârlık ve sevginin iç içe geçtiği bir hikâyede,
Dongfang Huaizhu ve Wangquan Hongye,
karanlık ve kargaşa içindeki dünyaya umut ışığı olurlar.
Sonsuz bağlılık ve ortak bir ideal uğruna verilen mücadele,
bu iki kahramanın isimlerini tarih boyunca yankılanacak efsanelere dönüştürür.
Back for You
Erken Cumhuriyet Dönemi Çin’inde Gizemli Bir Hikâye: A Lai ve Lu Na’nın Sıra Dışı Bağlantısı
Erken Cumhuriyet Dönemi Çin’inde, halkın büyük sosyal ve siyasi değişimlere tanıklık ettiği bir dönemde, genç ve idealist bir polis memuru olan A Lai, suçlularla mücadele etmek ve adaleti sağlamak için büyük bir çaba sarf eder. Kararlılığı ve zekâsıyla dikkat çeken A Lai, bir gün oldukça tehlikeli bir olayın içine sürüklenir. Onun hayatı, gizemli ve esrarengiz bir kadın olan Lu Na tarafından beklenmedik bir şekilde kurtarılır. Ancak Lu Na’nın kahramanca müdahalesi, onun ağır bir bedel ödemesine neden olur—bu olayın hemen ardından genç kadın komaya girer.
A Lai, Lu Na’nın sırlarla dolu geçmişini araştırmaya başlar. Genç kadının yaşadığı evde bazı çizgi romanlar bulur ve bu çizimler onu şaşkına çevirir. Çünkü Lu Na’nın yarattığı hikâyeler, aslında geçmişte yaşanmış gerçek suç vakalarını ve hatta gelecekte işlenmesi muhtemel olayları anlatmaktadır. A Lai, bu çizgi romanları dikkatle incelemeye başladığında, suçları çözmede oldukça güçlü bir rehbere sahip olduğunu fark eder.
Ancak Lu Na’nın eserleri, sadece ona yardımcı olmakla kalmaz; aynı zamanda tehlikeli kişilerin de dikkatini çeker. A Lai, bu bilgileri kullanarak suçları çözdükçe hem polis teşkilatında büyük bir üne kavuşur hem de gizemli düşmanların hedefi hâline gelir. Peşinde kimlerin olduğunu bilmese de içgüdüleri ona, Lu Na’nın geçmişinde saklı olan büyük bir sırrın, bu olayların merkezinde yer aldığını fısıldar.
A Lai, bir yandan suçları çözmeye devam ederken, diğer yandan Lu Na’nın gizemini aydınlatmak ve onu komadan uyandırmanın bir yolunu bulmak zorundadır. Ancak bu süreçte, onun karşısına çıkacak gerçekler düşündüğünden çok daha karmaşık ve tehlikelidir...