Keşfet
Sıradaki dizini bul.
Türe, yıla ve ülkeye göre süz; beğendiğin sırada listele.
Mary Kills People
Bir yanda hastalarının acı çekmesine dayanamayan, ama yasal sınırların dışına çıkan idealist bir doktor…
Diğer yanda adaletin gri alanlarına tahammülü olmayan, kurallara sıkı sıkıya bağlı bir dedektif…
Bu kara mizah yüklü hikâye, ötanazi gibi ağır ve tartışmalı bir konuyu, hem düşündüren hem de zaman zaman rahatsız edici şekilde güldüren bir dille ele alıyor. Doktorun her “yardımı” bir başka soruyu doğururken, dedektifin araştırması vicdanla yasa arasındaki uçurumu derinleştiriyor.
Peki gerçekten suç kimde? Yaşatmak mı daha zor, yoksa huzurlu bir ölümü sağlamak mı?
Ve en önemlisi: Bu hikâyede kim kurban, kim suçlu?
The Winning Try
Bir zamanların gözde ragbi yıldızı Yiğit Demir, şike skandalına karıştığı gerekçesiyle profesyonel kariyerini utanç içinde bırakmak zorunda kalır. Medya ve hayranları tarafından dışlanan Yiğit, yıllar sonra sessizce memleketine döner. Hayatında yeni bir sayfa açmak isterken, eski lisesinin ragbi takımının artık dağılma noktasına geldiğini öğrenir.
Okul yönetiminin ısrarı üzerine, geçmişiyle yüzleşmeyi göze alarak antrenörlük teklifini kabul eder. Ancak Yiğit’in dönüşü, sadece sahaya değil, kalbine de bir yolculuktur. Çünkü takımın rehber öğretmeni, aynı zamanda eski sevgilisi Selin, onun geçmişte bıraktığı yaralardan hâlâ kurtulamamıştır.
Takımın genç ve kararlı kaptanı Kerem, yetenekli olmasına rağmen liderlik vasıflarını tam olarak gösterememektedir. Yiğit, hem takımı bir araya getirmeye hem de Kerem’in içindeki gücü ortaya çıkarmaya çalışırken, kendi kırık yönlerini de onarmaya başlar.
Antrenmanlar boyunca takım, yalnızca spor yapmayı değil; birlik olmayı, güvenmeyi ve hayallerine yeniden inanmayı öğrenir. Şehirlerarası turnuva yaklaşırken, Yiğit’in geçmişi ve bugünü çarpışır. Hem takım hem de kendisi için asıl maç, final değil; affedilmek ve yeniden kabul edilmek olacaktır.
Trigger
Güney Kore, yıllardır katı silah yasaları sayesinde sokaklarında ateşli silahların neredeyse hiç bulunmadığı, güvenli bir ülke olarak bilinir. Ancak bu huzur, yeraltı dünyasında yaşanan büyük bir değişimle tehdit altına girer. Kaçak yollarla ülkeye sokulan yasa dışı silahlar, kısa sürede organize suç örgütlerinin eline geçmeye başlar. Polis, alışık olmadığı bir şiddet dalgasıyla karşı karşıya kalır.
Dedektif Jang Tae-hun, kurallara bağlı, inatçı ve adalet duygusu yüksek bir polistir. Ülkeyi saran bu yeni tehdit karşısında görevlendirilir. Her iz onu aynı isme götürmektedir: Yoo Ji-won, zeki, kurnaz ve uluslararası bağlantıları olan bir silah kaçakçısı. Yoo, yalnızca para için değil, aynı zamanda sistemin yozlaşmış yapısına meydan okumak için de hareket etmektedir.
Jang ve Yoo'nun yolları kesiştiğinde, aralarında yalnızca bir kovalamaca değil, aynı zamanda ideolojik bir savaş da başlar. Jang için bu bir görevdir. Yoo içinse bir oyun ve intikamdır. Ama zamanla, ikisi de birbirlerinin düşündüğünden çok daha karmaşık olduklarını fark eder.
Delightfully Deceitful
Zekâsıyla tanınan, ancak bir dolandırıcılık davasıyla hapse giren Ece Demiral, on yıl aradan sonra özgürlüğüne kavuşur. Geçmişteki suçuna dair kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu kadın, dışarı çıktığında hâlâ cevaplanmamış sorular ve kapanmamış hesaplarla yüzleşmek zorundadır.
Ece, çıkmasının hemen ardından yolları tesadüfen Avukat Cem Aksoy ile kesişir. Cem, genç, idealist ve empati yeteneği yüksek bir avukattır. Ece'nin hikâyesine kulak verdiğinde, onun yalnızca bir dolandırıcı olmadığını, aynı zamanda büyük bir adaletsizliğe kurban gitmiş olabileceğini fark eder.
Birbirine hiç benzemeyen bu iki insan, geçmişin karanlık sayfalarını birlikte aralamaya başlar. Ece, kendi zekâsı ve bağlantılarıyla, Cem ise yasaların sunduğu imkanlarla olayın derinliklerine indikçe, on yıl önceki dava ile ilgili büyük bir komployu gün yüzüne çıkarmaya başlarlar.
Ancak bu arayış, onları yalnızca gerçek suçluya değil, aynı zamanda kendi içlerindeki karanlıkla da yüzleştirecektir. Hem Ece'nin masumiyetini ispatlamaya çalışacaklar, hem de sistemin gölgesindeki kirli oyunları açığa çıkaracaklardır.
The Defects
Hayatta kalmayı başarmış ama çocukluklarında evlat edinen aileleri tarafından terk edilmiş bir grup genç…
Bu aksiyon yüklü intikam geriliminde, ölümün kıyısından dönen bu çocuklar artık büyümüş, yaralarıyla yaşamayı öğrenmiş ve adaletlerini kendileri sağlamaya karar vermiştir. Her biri geçmişin izlerini bedeninde ve ruhunda taşırken, onları bir araya getiren tek şey ortak acıları ve içlerinde taşıdıkları öfke olur.
Film, karanlık sırlar, sarsıcı yüzleşmeler ve sürükleyici çatışmalar eşliğinde, terk edilmenin ve ihanete uğramanın bedelini ödetmeye ant içmiş bu gençlerin, kirli bir geçmişle yüzleşirken nasıl birer silaha dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Bir zamanlar terk edilmişlerdi. Şimdi, kimseyi affetmeye niyetleri yok.
The Nice Guy
Seok-cheol, üç kuşaktır yeraltı dünyasında adı bilinen bir gangster ailesinin en büyük oğludur. Babasının ve büyükbabasının izinden gitmek zorunda kalsa da, kalbinin derinliklerinde daha farklı bir hayat özlemi taşır. O, hem ailesinin adını hem de kendi değerlerini korumaya çalışan “iyi bir adam” olma savaşı verir.
Günlük hayatında kan ve şiddetle yüzleşirken, Seok-cheol’un içinde derin bir çatışma büyür: bir yandan ailesine sadakat, diğer yandan normal bir hayat ve gerçek bir aşk özlemi.
Ailesinin karanlık mirasını omuzlarında taşıyan Seok-cheol, hem suç dünyasındaki tehditlerle hem de içsel çöküşle mücadele eder. Bu süreçte çocukluk aşkı Ji-eun yeniden hayatına girer. Ji-eun, Seok-cheol’un geçmişinden ve kimliğinden habersiz, idealist bir sosyal hizmet görevlisidir. Seok-cheol, ona yaklaşmak ister ama geçmişi her adımda karşısına çıkar.
Ancak işler daha da karmaşıklaşır; küçük kardeşi yasa dışı işlere bulaşır, babası bir suikast planının hedefi olur, ve ailesinin içindeki ihanetler gün yüzüne çıkar. Seok-cheol hem ailesini korumak, hem kendi içindeki iyiliği yitirmemek, hem de aşkını kaybetmemek için zorlu bir yola girer.
Namju Search
Oh Seol-Rem (Kal So-Won), lisenin en başarılı öğrencilerindendi. Zeki, çalışkan ve herkesin gıpta ettiği biriydi. Ancak lise son yılında, bir online oyuna bağımlı hale geldi. Günlerini ve gecelerini o sanal dünyada geçirmeye başladı. Bu tutku, üniversite sınavlarına hazırlığını sekteye uğrattı ve sonunda hayalini kurduğu üniversiteye giremedi.
Sanal dünyada tanıştığı bir karakter, Tarakexcali, onun için sadece bir oyun arkadaşı değil, aynı zamanda bir sırdaşa ve zamanla bir aşka dönüştü. Seol-Rem, bu kişinin gerçek adını, yüzünü, yaşını bilmemesine rağmen ona derin bir sevgi beslemeye başladı. Tek bildiği şey, Tarakexcali’nin Ganghan Üniversitesi’nde öğrenci olduğuydu. Aralarındaki bağ öyle güçlendi ki, evlilik sözü bile verdiler. Ancak bir gün Tarakexcali aniden oyundan kayboldu, mesajlarına yanıt vermedi ve Seol-Rem için iz bırakmadan yok oldu.
Bu hayal kırıklığı, Seol-Rem’i silkinip gerçek hayata dönmeye zorladı. Bilgisayarını kapattı, oyunu sildi ve üniversiteye hazırlanmak için gece gündüz çalışmaya başladı. Ve sonunda başardı Tarakexcali'nin gittiği Ganghan Üniversitesi'ni kazandı.
Üniversitenin ilk gününden itibaren, Seol-Rem’in tek bir amacı vardı: Tarakexcali’yi bulmak. Kampüsün dört bir yanını gözden geçirdi, onunla oyun sırasında yaptığı sohbetleri hatırlamaya çalıştı. Karşısına çıkan her yabancı, belki de Tarakexcali olabilirdi...
Ama oyunlardaki avatarlar gibi, gerçek dünyada da herkesin bir maskesi vardır. Seol-Rem bu yolculukta sadece gizemli aşkını değil, kendini, hayal kırıklıklarını ve büyümenin ne demek olduğunu da keşfedecektir.
Low Life
Güney Kore’nin Shinan kıyılarında, söylentilere göre denizin derinliklerinde yüzyıllar öncesine ait paha biçilemez tarihi eserler saklıdır. Ancak bu sıradan bir arkeolojik keşif değildir. Bu, kan ve para uğruna dönecek bir hikâyedir.
Farklı geçmişlerden gelen ve ahlaki sınırları çoktan aşmış bir grup insan, yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda bir araya gelir. Kimisi borç batağındadır, kimisi eski bir suçludur, kimisi bilimsel ün peşindedir; ama hepsinin ortak noktası açgözlülük ve mantıkla kamufle edilmiş bencil amaçlardır.
Kaptan Tae-suk, yıllar önce kardeşini aynı sularda kaybetmiş, sert mizaçlı bir denizcidir. Onunla birlikte, geçmişte kaçak kazılarda adı geçen dalgıç Mi-jin, servet peşinde koşan tarih profesörü Ji-won ve karanlık bağlantıları olan finansör Hwang, denizin altındaki sırları ortaya çıkarmak için tek bir teknede toplanırlar.
Ancak suyun altı sessiz değildir.
Geçmişin günahları, su yüzüne çıkmak için sabırsızdır.
İttifaklar kırılır, sırlar açığa çıkar ve herkesin "kendi mantığıyla" başladığı bu yolculuk, ya ölümle ya da delilikle sona erecektir.
S Line
Bu dizi, insanların başlarının üzerinde beliren gizemli bir kırmızı çizgiyi konu alıyor. Başlangıçta kimse bu çizginin ne anlama geldiğini bilmiyor. Sadece bazı insanlar bu hattı görebiliyor ve bu kişiler, kırmızı çizginin bir kader işareti olduğunu fark ediyorlar.
Bazılarının çizgileri bir başka kişiyle birleşiyor bu bir aşkı, dostluğu ya da kader ortaklığını işaret ediyor olabilir. Ancak bazı çizgiler tek yönlü, kırık ya da kararmış; bu da yaklaşan tehlikelerin, ölümün ya da ihanetin habercisi olabilir.
Dizinin merkezinde ise Han Joon-seo, Gyeongmin Hukuk Bürosu’nda çalışan, başarılı ve dobra bir avukat yer alıyor. O da bir gün, başının üzerinde bu kırmızı çizgiyi gördüğünde hayatı altüst olur. Onun çizgisi, gizemli ve sessiz bir kadın müvekkil ile birleşmektedir ama çizgi sanki zamanla solmaktadır.
Han Joon-seo, bu çizginin gizemini çözmeye çalışırken bir yandan geçmişte verdiği kararlarla yüzleşir, bir yandan da kırmızı çizginin sadece bir işaret değil, aynı zamanda bir seçim olduğunu öğrenir:
Kaderini izleyecek mi, yoksa değiştirecek mi?
Law and the City
Han Joon-seo, yakışıklılığıyla dikkat çeken ve dobra kişiliğiyle tanınan bir avukattır. Dokuz yıldır ülkenin en prestijli hukuk firmalarından biri olan Gyeongmin Hukuk Bürosu’nda çalışmaktadır. Davalara karşı soğukkanlı yaklaşımı, keskin zekâsı ve sarsılmaz adalet anlayışı ile saygı kazanmış bir isimdir.
Ancak Han Joon-seo’nun hayatı, yeni bir dava ile tamamen değişir. Masumiyetini kanıtlamaya çalışan genç bir kadın müvekkil, onun bugüne kadar görmezden geldiği duygularla yüzleşmesine neden olur. Bir yandan hukuk sisteminin gri bölgelerinde gezinirken, bir yandan da kendi içsel çelişkileriyle savaşır.
Bu süreçte Han Joon-seo, sadece adaletin değil, insan ilişkilerinin, sevginin ve vicdanın da tartılabileceği hassas terazileri keşfeder. Gyeongmin’deki konumu sarsılmaya başlarken, geçmişinden gelen karanlık bir sır da gün yüzüne çıkar.